Duyurular
Anasayfa » Faaliyet Raporları » 2001 » Uludağ Eğitim Faaliyeti (Gelişim)
Uzun zamandır faaliyete gitmediğim için Uludağ faaliyeti öncesinde gayet heyecanlı idim. Eylüldeki Kaçkar buzul eğitiminden sonraki ilk faaliyet. Belki de heyecanımın sebebi budur diye düşünüyorum. Faaliyetler arasındaki gün sayısı arttıkça heyecanda artıyor. Özlüyor muyum ne?

Uludağ Eğitim Faaliyeti (Gelişim)

Bölge: Uludağ
Tarih: 15.12.2001
Yazan: Zeynep Demirci

  • 14 Aralık 22:00 AKM Çıkış
  • 15 Aralık 04:00 Uludağ oteller bölgesi variş
  • 10:00 Kamp yeri
  • 12:00 Kamp kuruldu. Yemekler yendi.
  • 14:00 Kar duvarı yapıldı.
  • 15:00 Siesta (Yatış)
  • 18:00 Kalkış-Akşam yemeği (Sıcaklık -16 ve altı)
  • 20:00 Yatiş
  • 16 Aralık 01:00 Zirve için kalkış
  • 01.30 Kahvaltı
  • 02:00 Hava muhalefeti yüzünden zirve iptal – Yatış
  • 08:00 Kalkış-Kahvaltı vs.
  • 10:00 Çadır toplama
  • 11:00 Dönüş başladı (Hertaraf bembeyaz )
  • 17:30 Oteller bölgesi variş
  • 18:30 Otobüs ve İstanbul´a dönüş
  • 17 Aralık 02:30 Eve varış
  • 03:00 Yuppi………..YATAK !!!

KATILIMCI LİSTESİ*

*Bay Başkan Ökçün´ün 14.12.2001 tarihinde ytudakgel@yahoogroups.com adresine attığı mailden kopyalanmıştır :))

Uludağ Zirve Ekibi:

  • Alper Oyma
  • Bülent Zincidi
  • Ceylan Yurdakuler
  • Ebru Ulutuna
  • Emre Haydaroğlu
  • Haluk Eryılmaz
  • Güneş Ergüden
  • Gürgel Özver
  • Moris Çiprut
  • İnanç Esat
  • Özer Ünlü Hisarcıklı
  • Sultan Engin
  • Sezin Taşkın
  • Zeynep Demirci
  • Emre Tüzer (büdak)
  • Sinan Seyhun(büdak)

Birde çadır grupları lazım bana hatırladığım kadarıyla şöyleydi:

  1. çadır: alper,ebru,gürgel,zeynep (verçenik 3711)
  2. çadır: bülent,ceylan,moris,inanç (d.kazık 3756)
  3. çadır: haydar,haluk,güneş (kaçkar 3932)
  4. çadır: emre,sinan (erciyes 3917)
  5. çadır: sezin,sultan,özer (kaldı 3736)

Eğitmenler:

  1. çadır:ökçün,burak,güneş (k2)
  2. çadır:hikmet,caner (everest):)))
  3. çadır:alican,altan,baran (annapurna)

FAALİYET ve İZLENİMLER

Uzun zamandır faaliyete gitmediğim için Uludağ faaliyeti öncesinde gayet heyecanlı idim. Eylüldeki Kaçkar buzul eğitiminden sonraki ilk faaliyet. Belki de heyecanımın sebebi budur diye düşünüyorum. Faaliyetler arasındaki gün sayısı arttıkça heyecanda artıyor. Özlüyor muyum ne?

Heyecan, hazırlıklar vs. 14 Aralık akşamı şehirdeki tüm hazırlıklar bitti ve AKM ´den yola çıkıldı. Ekibimiz, Verçenik ekibi: Alper, Gürgel, Ebru ve ben. Bizim ekipte Alper yorgun, Ebru bir gece önce iş yüzünden uyuyamamış. Gürgel son dakikada gelebileceği -işi yüzünden- belli olduğu için çocuklar gibi şen ve aktif (Faaliyet boyunca aktifti arkadaşımız. Atom karınca Gürgel). Bense işten arkama bakmadan kaçtığım içingayet mutluyum. Gelişim, canlı fıkır fıkır. Tek derdimiz hava. Yaklaşmakta olan fırtına….

Caner otobüs yolculuğunun ilerleyen saatlerinde programı açıklıyor ve Ökçün´ün suratındaki müthiş muzip gülümsemenin sebebini hep beraber anliyoruz J Faaliyet programı: Sabah alti saat yürüyüş, Kampa varış. Dinlenme-Yemek. Akşam 6da yemek ve uyku. Gece 12´de kalkış. Zirveye çıkış. Sabah 6 kampa varış. Saat 10 oteller bölgesine geri dönüş için yola cıkış. Evet biz gelişim grubu, geçen sene artık havanın bize gülmesinden mi, yoksa azizliğinden mi diyeyim pek soğuk, kar, fırtına…görmemiştik. Hadi bakalim diyoruz..

Sabahin 4. de oteller bölgesine vardik. Ohhh şimdi başlangiçta olmak vardı. Ne güzel “Kazma eğitimi” Büyüdükçe dertler artar dedikleri gibi bu klüpte -zaman geçirdikçe-ilerledikçe şartlar ağırlaşiyor. Tabii ki hava şartları da.

Yürüyüş başladı. Hava müthiş. Ayaklarımızın altında bembeyaz örtünmüş toprak ana, çam ağaçlarının üstünde biriken kar, gökyüzünde parlayan yıldızlar, hep beraber gelecek yeni bir yılı müjdeliyor. Yürüyüş tempomuz gayet iyi. Yukarı çıktıkça rüzgar kendini daha çok hissettiriyor. Gerçekten yukarı çıkmayi isteyip istemediğimizi anlamak ister gibi. Saatte min. 30- 40 km. (Ben ölçmedim öyle dediler.Varsa hatamiz düzeltin ltf.). Hızını arttırınca uçacak gibi oluyoruz. Aklımdan garip düşünceler geçiyor :” Acaba kilo alsam ağır çekeceğimden dolayı rüzgardan daha az mı etkilenirim yoksa rüzgarın kuvvetini uyguladığı alan arttığı için daha çok mu?” İlk mola yerine gelinceye kadar bende bir sorun yok. Hatta ördekleri olmasa da batonları sevdiğimi düşünüyorum. Denge ve rahatlık bakımından mükemmeller. 2 ayakla değil 4 ayakla yürür gibiyim. Gerçekten anlamlı malzemeler….

İlk moladan sonra sırtta yürümeye başlıyoruz. Evde hazırladığım sıcak tang çok işe yarıyor. Tam bir doping. Susuzluğu gideriyor. Enerji veriyor. Soğuktan donmuş çikolataları yemeyerek dişlerimi mi kurtarsam, yoksa bu riske girerek ağzımı mı tatlandırsam? Cevap çikolata yenir J Rüzgar altında yürümeye devam ettikçe el ve ayak parmaklarim artik dayanamaz hale geliyor. Bir ara onları tamamen kaybedeceğimi düşünüyorum. En dayanılmaz acı ise parmakların ısınıp normal hale gelmeleri sırasında çekiliyor. Eldivenin içinde parmaklarımı ısıtmaya çalışırken batonlarla yürümeye çalışıyorum. Zor iş.

Zorlu bir yürüyüşten sonra – Ha bu tepe ha şu tepe derken- kamp yerimize varıyoruz. Çadırı kuracağımız yeri temizledikten sonra ısınmak için birşeyler yiyip içiyoruz. Enerjimizi aldik. Grupta Ceylan´ın durumu kötü. Hipotermi. İnançın parmaklarında sorun var. Kaldı ekibinin (Özer´lerin) ocağı problem çıkardı ve çalışmıyor. Herkes yorgun.. Akşam olabileceklere hazırlıklı olmak için çadırımızın etrafına kar duvarı örüyoruz. Aslına bakarsanız gayet şık oldu kar duvarımız. Ne de olsa grupta inşaat mühendisleri var :)) Sonra biraz dinlenme ve uyku. Akşam 6 da akşam yemeğimizi yiyoruz ve biraz su ısıtıyoruz. “Biraz” çünkü tek ocakla geldik ve saklayacak kabımız yok. Hepimiz dehidreyiz. Benim gibi şehirde günde minimum 2 lt. su tüketen birisi için önemli bir problem. Ve bu kampta Verçenik ekibinin en büyük eksikliği SU. Moral bozmaya gerek yok. Bir sonraki sefere damacana ile dağa çıkacağım.

Dinlenme, uyku, gece kalkış, hava muhalefeti nedeni ile çadıra geri dönüş. Keşke öğlen zirve yapsaydık :(( “Fırsatları kaçırma”

Sabah kalktığımızda ortalık göz gözü görmüyor. Saat 10´a kadar hazır olacağız. Kampı topluyoruz ve yola çıkıyoruz. Her taraf bembeyaz. İzler çok çabuk kayboluyor. Bir an için düşündüğüm geri dönme fikrini anında unutuyorum. Çünkü geri ve ileri kavramlarım yerini boşluk hissine çoktan bıraktılar. 10 adım ötesinin yokuş mu, yoksa iniş olduğunu bile çıkartamıyorum. Aklımdan Türk filmi senaryoları geçmekte “Kör oldum doktor bey. Işıkları söndürün hiçbir şey göremiyorum.” Susadım.

Yürüdükçe çığ dersinin tüm ayrıntıları beynimden geçiyor:

-Toz çığ

-Tabaka çığ…….

Gayet iyi bir tekrar oldu.

Bu arada gayet iyi bir küfür sallıyorum kendime. Cebimde pusula var, harita yok. Bu teslimiyet duygusu hiç hoşuma gitmiyor. Acil bir durum olsa ne yapacağız. “İlk yardım çantası, pusula var+harita yok=0, çığ”…Neyse 6 saatlik yürüyüşten sonra ışıklar görünüyor uzakta. Sanki boğazıma ilaç tıkandı. Susuzum. 1-2 saat daha yürüyecek olsak kesin takatim kalmazdı. Kendimi açık denizde tatlı su balığı gibi hissediyorum.

Otobüs :))

Ayaklarım ıslak, ellerim üşümüş, terledim, yorgunum ama uykum yok. Daha eve ulaşamadım. Eve ulaşmadan faaliyet bitmiş olmaz değil mi?

ÖĞRENİLENLER:

  • Batonlar denge açısından çok önemli
  • Eldiven iyi olmadan batonun pek te bir önemi yok.
  • Dehidre olma: Moral bozukluğu, hastalıklar …Faaliyet öncesi 1 lt, f. sırasında 1 lt., f. sonrasında 1 lt.. suyu hazırla..
  • Dağda moral bozma. Başkalarının, senin moralini bozmalarına izin verme.
  • Ekip arkadaşlığı çok önemli. Ekibini tanı. Kendini tanı.
  • “Dağda ocağın sönerse, ocağın söner” unutma.
  • Ekip için gerekli ekipmanı al. 4 kişiye 2 ocak mesela.
  • Çikolatanı yanınında tut. Her zaman yedeği olsun :))
  • Tang´ı şehirde içme ki dağda toleransın artsın.
  • Harita ve pusula ikilisini asla ayırma. Pusulan var, haritan yok= Helva yapmaya unun var şekerin yok hesabı.
  • Kötü olasılıklara hazırlıklı ol.
  • Zirve yapmak için “ağır ağır acele et”
  • Rüzgarda çadırı sirkme! poller kırılıyor.
  • Gürgel´e fazla çikolata verme. Sonunda yerinde duramıyor.
  • Ökçünü takip etme arkadaş tam bir korniş dedektörü…Ne demişler hocanın dediğini yap, yürüdüğü yoldan gitme :))

Cevapla