Duyurular
Anasayfa » Faaliyet Raporları » 2003 » Aladağlar Eğitim Faaliyeti
07 Şubat 2003 Cuma akşamı “Aladağlar Kış Temel Eğitim Kampı” için 23 başlangıç grubu üyesi ve eğitmenlerle beraber Harem’den yola koyulduk. Kötü hava koşullarının felç ettiği İstanbul trafiği yüzünden kalkışımız rötarlı gerçekleşmişti. Hava muhalefeti yine tüm yolculuk boyunca yakamızı bırakmayınca, Niğde’ye planladığımızdan çok daha geç bir saatte vardık.

Aladağlar Eğitim Faaliyeti

Bölge: Güney Aladağlar
Ekip:
Başlangıç Grubu
Tarih: 07.02.2003
Yazan: Özer Ünlühisarcıklı

07 Şubat 2003 Cuma akşamı “Aladağlar Kış Temel Eğitim Kampı” için 23 başlangıç grubu üyesi ve eğitmenlerle beraber Harem’den yola koyulduk. Kötü hava koşullarının felç ettiği İstanbul trafiği yüzünden kalkışımız rötarlı gerçekleşmişti. Hava muhalefeti yine tüm yolculuk boyunca yakamızı bırakmayınca, Niğde’ye planladığımızdan çok daha geç bir saatte vardık.

Çukurbağ sapağında, her zamanki gibi traktörüyle bizi beklemekte olan çok sevgili Salim Abimiz ile buluştuk. Salim Abinin evinde son hazırlıklarımızı tamamladıktan sonra römorklara atlayıp Sarı Mehmetler Yurdu’na doğru yola çıktık. Bir yandan traktörlerle kar kaplı patikalardan ilerlerken, bir yandan da başlangıç grubuna Aladağlar’ı tanıtıyorduk.

Kah traktörler bizi taşıdı, kah biz traktörleri taşıdık, ve nihayet İstanbul’dan beri süregelen uzun yolculuğumuzun sonunda Sarı Mehmetler Yurdu’na ulaştık. Evet, artık dağdaydık…

Gecikmemizin bedelini ağır ödemiştik. Şehirde yaptığımız plana göre Sarı Mehmetler’de hiç vakit kaybetmeden doğrudan Kocadölek’e basacaktık. Fakat maalesef hava kararmadan kamp alanına ulaşmamız en iyimser hesaplarla bile mümkün gözükmüyordu. Bunun üzerine bulunduğumuz noktaya çadırlarımızı kurduk.

Ertesi sabah erkenden kalktık ve Güney Aladağlar’ın vadi sistemlerinden, zirvelerinden kısaca söz ettikten sonra hızlı bir şekilde Emli Vadisi’nden Kocadölek’e doğru daha önceden açılmış olan izleri takip ederek ilerlemeye başladık. Bir süre sonra izler, sahiplerinin kamp alanlarında son buldu. Anlaşılan bundan sonra iş başa düşüyordu. Belli ki kar yeni yağmıştı, zira kimi yerde belimize kadar batıyorduk. Her neyse, başlangıç grubundan en güçlü kuvvetli olanları aldık öne, 15-20 adımda bir lider değiştire değiştire hızlı bir şekilde iz açarak ilerledik.

Kocadölek’e vardığımızda Parmakkaya bizi tüm ihtişamıyla selamladı. Ökçün’ün “Gece Akşampınarı Vadisi’nden Ork’lar saldıracak!” uyarısı üzerine bizimkiler Miğferdibi Kalesi’ni inşa ettiler. Ekip çalışmasının güzel bir ürünü olan bu görkemli kar duvarı, gerçekten de bir kaleyi andırıyordu. Doğal olarak gece Ork’lar saldırmadı, biz de bari Parmakkaya yerinde duruyor mu bir bakmaya gidelim dedik. Yürüyüş rotasının belirlenmesini, iz açmayı, kısaca her şeyi başlangıç grubuna bırakarak 1-2 saat Parmakkaya’ya doğru yürüdük. Parmakkaya’nın yerinde durduğunu görünce aslında pek de şaşırmadık…

Ertesi sabah verilen kazmayla düşüş eğitiminin ardından karda kullanılan emniyet malzemeleri anlatıldı. Ekip biraz dinlendikten sonra, uygun bir yamaca götürüldü ve kar mağarası kazmak için kolları sıvadılar. Kar örtüsü sertlik ve derinlik olarak kar mağarası için maalesef pek uygun değildi. Kazılan mağaralardan birinin çökmesi üzerine bu gecenin de çadırlarda geçirilmesine karar verildi. Bu arada geceler gerçekten çok soğuk oluyordu. Kimi zaman termometrelerimizin -23 dereceyi gösterdiği oldu. Hatta Haydar’ın kazması o soğuğa dayanamamış olacak ki, Ökçün kazmayı kara saplarken kazma sanki plastikten yapılmış gibi kırılıverdi!

Yorucu fakat öğretici geçen eğitim günlerinin ardından başlangıç grubu için artık şehre dönme vakti gelmişti. Eğitmenler olarak onları uğurladıktan sonra, mix eğitimi için yola koyulmuş olan gelişim grubunu beklemek üzere kendimizi dağ evinin sıcak kollarına bırakıverdik…

Cevapla