Duyurular
Anasayfa » Faaliyet Raporları » 2006 » Demirkazık Peck Bulvarı
Eh Kaldı yine kaldı tabii, traktör taşımacılığının engellenmesi Aladağlar güney bölgesini daha da uzaklaştırdı bizden, ben de yoğun ıslarlar üzerine :P Eren, Serdar ve Sercan la Peck Kulvarına girmeye karar verdim. Benim için biraz sıkıcı olacaktı ama en azından grubu kafalayabilirsem değişik şeyler deneyebilirdik :D . Son an değişikliğiyle Eren gelemedi Moris geldi, artık gruplar kesinleşti.

Demirkazık Peck Bulvarı

Ekip: Rauf Osman Pınarbaşı , Sercan İlkbağ , Moris Çiprut , Serdar Kural
Tarih: 19.05.2006
Yazan: Rauf Osman Pınarbaşı
Bölge: Kuzey Aladağlar

Özlemişim rapor yazmayı geyiğe vurmayı, başlıyorum ilk satırlara Niğde Gazozunun son yudumlarıyla (dakka bir gol bir şiir gibi başladım walla 😀 ) ;

Eh Kaldı yine kaldı tabii, traktör taşımacılığının engellenmesi Aladağlar güney bölgesini daha da uzaklaştırdı bizden, ben de yoğun ıslarlar üzerine 😛 Eren, Serdar ve Sercan la Peck Kulvarına girmeye karar verdim. Benim için biraz sıkıcı olacaktı ama en azından grubu kafalayabilirsem değişik şeyler deneyebilirdik 😀 . Son an değişikliğiyle Eren gelemedi Moris geldi, artık gruplar kesinleşti.

Yine bir koşuşturmacalar silsilesiyle bindik otobüse ama bu sefer ne bi heyecan ne de bir korku, ot gibi gidiyorum otobüste. Sadece belki çok yorulmadan inersek Demirkazık tan, Sematepe yada Eznevit in kulvarlarına girme düşüncesi biraz hareketlendiriyor beni o kadar.

Neyse yarı uykulu vardık Niğde ye. Artık market alışverişimizi Niğde de yapıyoruz, bize birçok açıdan yararlı olduğu gibi bölgeyede biraz katkımız olsun diye düşünüyoruz.

Çamardı minibüsünde bizim dışımızda da dağcılar var, onlarında Peck e girmeyi düşündüklerini öğreniyoruz, bu beni peck şaşırtmıyor ve hatta bizimkilere bu arkadaşların tek olmayacağını daha bir çok kişinin Peck için gelebileceğini söylüyorum. (ne öngörülü adammışım bee:P) Nitekim Sokullupınar kampımıza vardığımızda da bize ziyarete gelen İzmir Doruk Dağcılık tan arkadaşların da Peck Kulvarı na girmek istediklerini öğreniyoruz :D. (ama neyseki İstdan bizimle gelen arkadaşlar, bizim grupta herkesin Peck e gireceğini sanmış olmalılar ki vazgeçip Güney e gittiler.)

Yemek, şamata gürültü derken yatıyoruz ama gece kalkış çok acı verici oluyor, bir klasik olarak pizzamızı yaptıktan sonra hazırlanıp 03:15 gibi yola çıkıyoruz. Ekipler şöyle:

Demirkazık Peck Kulvarına ben (Rauf), Sercan, Moris, Serdar; Emler klasik rotasına da Emrah, Alper ve 3 başlangıç (Özge,Erdem, Talat)

Kamptan ayrılırken ilerde yola çıkmış grubun kafa lambalarını görüyoruz, ayrıca ilerdeki kampın yanından geçerken de daha hazırlanmakta olan arkadaşlara selam vererek yola devam ediyoruz.

Doruk lu arkadaşlara yetişip bir süre onlarla devam ediyoruz, onlar mola verince de biz önden devam ediyoruz.

Kulvara girmeden önce çıktığımız çarşak bizi tüketiyor, Sercan önden ben arkadan bele varıyoruz, Serdar ve Moris i beklerken iki arkadaş geliyor, tanıdık simalar, Hüddosk lu olduklarını öğreniyoruz (biz geçerken kampta hazırlanan arkadaşlar). Biz beklerken onlar devam ediyorlar, yani en geriden gelip bizi geçiyolar :). Moris ve Serdar gelince biz de devam ediyoruz. Kulvarın girişinde hazırlanan Hüddosk lu arkadaşlarla beraber biz de hazırlanmaya başlıyoruz. Biz hazırlanırken Doruk lu arkadaşlar da geliyorlar yanımıza.

Hüddosk lu arkadaşlar önden biz hemen arkalarından, Doruk lu arkadaşlar da biraz geriden giriyoruz kulvara. Hüddosk luların karda iz açmaya!!! başlamalarıyla onlara yetişiyoruz. Nezaket icabı -değişmeli iz açma- teklifimize -yorulunca olur-f diyorlar ama nedense hiç yorulmadılar :), onlar önden biz arkalarından devam ettik. Arada bir geyikle, bol bol foto çekimiyle ve de sık sık durarak (nefes almak için) yükseldik yavaştan. O kadar antrenmansız kalmışız ki 8000 lik tırmanıyomuşuz gibi 1dk yürü 10dk dinlen :D.

Bazen cam buz, bazen yumuşak karda ilerleyerek, kulvar güneş görmeden V çentiğe varıyoruz. Hacettepeli arkadaşlar yavaşça ilerlerken biz de toparlanmak için mola veriyoruz. V çentikten sağa ayrılan kısım geçen seneki gibi değil kar ve buz dolu, ip açma ihtiyacı duymadan çoğu cam buz olan bu etaptan kolayca geçiyoruz ve yine yavaşça zirveye ilerliyoruz.

Artık güneşi gördük ve kardan yansımasıyla da buz üstünde yükselen ateş toplarına dönüştük birden. Sercan ın klasikten inme istekleriyle birlikte, Oflaya poflaya batı zirvesine varıyoruz. Ben manzarasını daha güzel bulduğum batı zirvesinde takılırken, Sercan ana zirveye devam ediyor. Hava parçalı bulutlu, hafiften gelen sisle birlikte Serdar la ana zirveye devam ediyoruz. 10:30 gibi tüm ekip zirvedeyiz. Tebriklerin ardından nasıl inileceği konuşulmaya başlıyor, Sercan klasikten inme yanlısı ama ne iğrenç bir yer olduğunu bilmiyor. Hüddosk lu arkadaşlar beni haklı çıkartırcasına klasikteki karla kaplı slablerin daha sakat olduğunu, Peck ten ineceklerini söylüyorlar. Neyse sonunda bir şekilde Sercan ı tekrar kandırarak Peck ten inmeye ikna ediyorum. Doruk lu arkadaşları beklerken Hacettepeli arkadaşlarla güzel muhabbetler çeviriyoruz. Zaten yarım saat kadar sonrada onlar da zirveye geliyorlar. Peck Kulvarından çıkan 10 kişilik bir ekip olarak zirvedeyiz artık. 10 kişilik bir ekip diyorum çünkü orda herkes birbiriyle dostluk ve güven içinde tırmandı. 3 farklı şehirden 3 farklı tarzda 10 dağcı, yapmak istedikleri şey aynı.

Tırmanışımın en ilginç anları Doruk lu arkadaşların zirveye gelmesiyle başladı. Onlar bu tırmanışı kışın çığ kazasında kaybettiğimiz arkadaşlarımızı anmak için yapmışlardı (bunu zirvede öğrendik). Şu an kelimelere dökemiyorum ancak bu durum hem bizi hem arkadaşlarını kaybeden Hacettepeli dostlarımızı derinden etkiledi. Getirdikleri Türk bayrağını direğe astıktan sonra küçük bir anma töreni düzenlendi. Zirve kutusu bulunamadı, emanetler bir poşetle taşların altına bırakıldı. Bir miktar daha zirvede oyalandıktan sonra Doruk klasikten, biz Peck ten inişe geçtik. İnişte de hiç ip açmadık ancak geri geri iniş ve kar toplayan kramponlar oldukça zorladı bizi. Sercan antibot lu kramponuyla bir yerden sonra düz dönüp aşağı yardırıp gitti, ben de Emrah ın çaydanlık olduğu yerde dinlenirken yanımdan Göktuğ(Hüddosk) kayarak geçti, ben sadece arkasında -en güzeliii!!!- demekle yetindim. Serdar la ikimiz orda kramponlarımızı çıkardık, çünkü artık daha sakat olmaya başlamıştı.

Kramponsuz botlarımla değişik stillerde kaymayı denedim sırf kıçı dondurmamak için, çünkü altımda ne içlik ne de salopet var, sadece incecik naylon bi pantolonla pamuklu don. Ancak yine de aklın yolu bir, sonunda ben de oturup kaymaya başladım. Bir-iki yerde sektim havalandım accık ama gayet güzeldi. (benim muhteşem beyaz naylon pantolon poşetle kayma etkisi yaratıyo:)) İncecik pantolonla da fazla uzun kayılmıyo tabi alt taraf soğuktan yanmaya başlıyo, dolayısıyla arada durup ısıtmak gerekio. Serdar ve Ercan(Hüddosk) geldi ama Moris yok ortalıklarda. En sonunda uzaktan göründü, sabır ve innatla yüzü dönük inmeye devam ediyor. Neyse sonunda yanımıza geldi ondan aşağı gidip bizi aşağı kayarken videoya kaydetmesini istedik. Kaymamakta ısrar etmesine rağmen sonunda kandırıp kayarak aşağı gönderdik Moris i. Artislik ve manyaklık karışımı bu hareketimizi halen anlayabilmiş değilim ama görüntüler güzel olmuş :), anlayacağınız kayarak devam ettik yola. Aşağıda bazı yerlerde kar çok erimiş ve batak hale gelmiş ordan sonra kayma izleri kesilse de, biz inatla ve zevkle kaymaya devam ettik, kulvardaki son şiganı da geçtikten sonra kirlenmiş kısımda durup yürüyerek kulvardan çıktık. Ben devam ettiklerini sanıyordum ancak kulvar sonunda Sercan ve Hacettepeli arkadaşlar bizi bekliyordu.

Tırmanışa başladığımızın tersine Hacettepe önden biz arkadan kampa indik. Önce yalakta ayakları dinlendirdik sonra da yaydık bedenleri. Daha Emler den dönmeyen diğer ekibi beklerken yemeğimizde yedik. Kampta, yarın Eznevit e mi yoksa Sematepe ye mi gireceğimizi tartışırken hepimiz gece kalkmayacağımızı biliyorduk, ancak olurda birimiz gaza gelir diğerlerini kaldırır götürür diye Sematepe kararı alıp yattık ancak o gece kimse kalkmadı.

Dağınız tırmanışınız bol olsun,

Demirkazık a çıkarsanız bayrağın ve emanetlerin zirvede kalmasına yardımcı olmanızı rica ederim.

Cevapla