Duyurular
Anasayfa » Faaliyet Raporları » 2007 » Barbaros Bulvarı
Sabah 5 civarında zorla çıkmıştık yola, zorla diyorum çünkü dün akşam gelen bulutlar artık tamamen kapatmıştı gökyüzünü. Aslında çok da bozmadık moralimizi çünkü, önceki iki açık günde gördüğümüz çığlar yüzünden zaten baştan beri eli boş dönme riskini eklemiştik plana.

Barbaros Bulvarı

Ekip: Rauf Osman Pınarbaşı , Eren Görenoğlu , Pınar Kavak , Sema Sayım , Talat Oskay , Yusuf Alış
Tarih: 21.04.2007
Yazan: Rauf Osman Pınarbaşı
Bölge: Güney Aladağlar

Sabah 5 civarında zorla çıkmıştık yola, zorla diyorum çünkü dün akşam gelen bulutlar artık tamamen kapatmıştı gökyüzünü. Aslında çok da bozmadık moralimizi çünkü, önceki iki açık günde gördüğümüz çığlar yüzünden zaten baştan beri eli boş dönme riskini eklemiştik plana.

Yürümeye başladığımızda amacımız bir şeyler yapmamış olmamak için bir şeyler yapmaktı, en azından kara kadar ulaşarak karın durumunu, görebilirsek de rotanın devamını görebilmekti.

Hayaldeki hedefimiz ise Sünertepe’yle DKSK Tepe arasında kalan ve Karasay’a bakan bir kulvarı çıkmaktı.

Biz yükseldikçe havada da açma sinyalleri aldık, güneye bakan ve de seyrelmiş olan karda batmadan yükselmek de moralimizi biraz toparladı. İlerleyen etaplarda da kar çok fazla değildi ve de sertti, yani çığ riski oldukça azdı, ama buna rağmen hep kenardan kenardan ilerledik.

Kampımız Kocadölek’teydi, rotaya orman sonuna doğru inen çarşaktan başladık. Vadi Karasay’ın altında ikiye ayrılıyor, sol taraf Eznevit-Karasay arasına çıkarken sağ taraf Kızılkaya’ya kadar ilerliyor. Amacımız sağ taraftan gidip Karasay’ın karşısındaki kulvarı bulmaktı.

Vadinin ikiye ayrıldığı yere vardığımızda sol taraftaydık, Eznevit tarafına giden yamacın altından teker teker sağa geçtik ve yine soldan devam ettik (çünkü sağ taraflar küçük küçük inmişti). Buraya kadar neredeyse hiç problem yoktu, ancak bundan sonra (Kızılkaya’yı göreceğimiz platoya kadar) hem biraz battık, hem de daha dik yükseldik. Bu dik etap küçük bir geçit niteliğinde, burayı çıkınca Karasay- Kızılkaya- Yıldırım tepe- DKSK tepe hattını görebiliyorsunuz.

Biraz olsun açmasını beklediğimiz hava bize sisli oyunlar oynuyordu, geçidi çıktıktan sonra rahatlamamız gerekirdi ama sis bir türlü rahatlatmadı bizi, seyrek sis içinde kendi suyumuzda haşlanırken, yoğunlaşınca da üşümeye başlıyorduk, ayrıca bir şey görmeden ilerlemek de cabasıydı. Bir başka sorunda bayağı bir ilerlememize rağmen hala kulvarı görememiştik, sis içindeyken geçmiş olma olasılığımızı bile düşünsek de koca kulvar hala nasıl görünmezdi.

Kulvarı geçen sene, üstat Aykut Türem’le Eznevit kar-buz kulvarı* tırmanışı sonrası, Karasay zirveden görüp fotoğraflamıştık. Vadi tabanından, DKSK tepe ve Sünertepe arasındaki sırta bağlanan kocaman bir kulvardı ve hala nasıl göremezdik.

En sonunda vazgeçip Karasay’a çıkmaya karar verdik ve görebilirsek kulvarın tam girişini belirleyip daha sonra deneyecektik, çünkü net bir hava yoktu ve yanlış yerlerde yanlış şeyler yapmak istemiyorduk.

Tam sola dönüp Karasay’a doğru 10-15 metre yükseldik ki Eren birden -Kulvar bu değil mi?- dedi, karar vermek için 10-15 metre gerideymişiz 😀 . Biraz daha ilerleyip kulvarın tamamını net bir şekilde görür hale geldik. Ama kulvar biraz dikti ve emniyet malzemesi olmadan gelişim grubuyla kulvara girmek istemedik. Onların buraya kadar olan emeklerini de harcamak istemiyorduk, çünkü gayet iyiydiler. Onlarla konuştuk ve biz kulvara devam ederken onlarda görece kolay olan Karasay’a çıkacaklardı, artık onlar bizsiz biz onlarsızdık.

Kulvarın başı yeni inmiş bir çığ yüzünden bir miktar batıyordu, ancak yer yer sert tabakalar da vardı. Başlarda gelişim grubunu yanımıza almadığımız için biraz pişman olsak da daha sonra doğru bir karar verdiğimizi anladık. Çünkü artık öyle batıyorduk ki sırayla iz açmamız bile bir şey ifade etmiyordu çünkü arkadan gelen bir daha batıyordu. Birkaç yerde gerçekten bayağı bir çırpındık, kayadan ilerlemeye çalıştık, hatta yükselebilmek için tek batonu sonuna kadar kara sokup kendimizi çekip daha sonra kazmamızı sokuyorduk. Kulvarın sonunu görebilmemize rağmen bir türlü bitmek bilmiyordu, son 20 metre 1 saate yakın zamanımızı aldı. Kulvar yaklaşık 200-250 metre ve tamamını 2,5 saatte çıktığımızı düşünürsek, son etabın zorluğunu anlarsınız.

Bahar sonunda çok güzel bir hat olabilecek bu kulvarı yeni yağmış karda çıkmak bizim talihsizliğimiz oldu, tabi şansızlığımız bununla da bitmedi, sırta yaklaştıkça bozan hava, sırta çıktığımızda önce hafif kar yağışına daha sonra da tipiye çevirdi. Bulutların arada bir yükselmesiyle nereye gittiğimizi anlamaya çalıştık. (Her seferinde daha yüksek bir nokta görüp ona ilerledik 🙂 ) Sonunda tepesinde baba olan, üç ayrı sırta ayrılan bir zirveye ulaştık. Kampta da haritalardan teyit ettiğimize göre DKSK Tepeye çıkmıştık.

Kötü hava nedeniyle fazla oyalanmadan inişe geçtik, kulvarın başına vardığımızda bizimkilerin bağrışmalarını duyduk, önce biraz endişelenip hızlıca inişe geçtik, daha sonra fütursuzca bize seslendiklerini anlayıp yavaşladık. Gelişimden biraz sonra vadi tabanına vardık. Onlar da zirve yapmışlardı, tebrik faslından sonra dikkatlice inmeye başladık. Sabah çıkarken çarşağın ortasında Kocadölek’e giden düzgün bir patikaya rastlamıştık, orman tabanına inmeden bu patikayı kullanarak kampımıza vardık.

Cevapla