Duyurular
Anasayfa » Faaliyet Raporları » 2007 » Sematepe (3625m.) Kuzeybatı Kar-Buz Kulvarı
Üçümüz için de uzun denilebilecek bir süre sonrasında tekrar Aladağlardaydık. Aykut'un bir senelik İtalya macerası, Mustafa'nın yoğun iş temposu, benim dinlendirdiğim dizim derken hızlı bir organizasyonla kendimizi Çamardı minibüsünde, Salim Abinin yolçatında bekleyen tanıdık traktörü ve değişmeyen silüetine yaklaşırken bulduk.

Sematepe (3625m.) Kuzeybatı Kar-Buz Kulvarı

Faaliyet Adı:Sematepe (3625m.) Kuzeybatı Kar-Buz Kulvarı
Ekip Üyeleri:Sercan İlkbağ , Aykut Türem , Mustafa Yeşildal
Yazan: Sercan İlkbağ
Tarih: 02.06.2007
Bölge: Kuzey Aladağlar

Üçümüz için de uzun denilebilecek bir süre sonrasında tekrar Aladağlardaydık. Aykut’un bir senelik İtalya macerası, Mustafa’nın yoğun iş temposu, benim dinlendirdiğim dizim derken hızlı bir organizasyonla kendimizi Çamardı minibüsünde, Salim Abinin yolçatında bekleyen tanıdık traktörü ve değişmeyen silüetine yaklaşırken bulduk.

Her ne kadar küresel ısınma, geç mevsim ve kar koşulları kafamızı bulandırsa da hedefimiz Sematepe kar-buz kulvarıydı. Sokullupınarda Salim Abi ile çay-kahve ve muhabbetinin ardından kampımızı kurup, başlayan yağmura aldırış etmeden biraz dinlendik. Akşam saatlerinde yağmurun kesilmesiyle güzel bir havada Aykut’un İtalyadan getirdiği hazır yemekleri mideye indirdik. Ardından çantalarımızı hazırlayıp, geceyarısı kalmak üzere tulumlara çekildik.

Geçikmeli kalkış ve hızlı bir kahvaltıyı takiben planladığımız gibi saat 02:00’de yola çıktık. Havanın beklediğimizden sıcak olması ve Narpuz vadisinde karşılaştığımız Bilkentli arkadaşların kulvarda fazla kar olmadığını söylemelerine rağmen halen umutlu ve tempolu bir şekilde, saat 5:00 civarında acı gerçekle karşılaştığımız kulvarın görüş alanına girdik. Kulvarın giriş kısmında hemen hemen hiç kar kalmamış, çıplak çarşak ortaya çıkmıştı.

Bu görüntü özellikle geçen sene yine böyle koşullarda Eznevit kuzey kar-buz kulvarını tırmanmış ve ciddi taş düşmesi riski atlatmış Aykut’un hiç hoşuna gitmemişti. Durumu değerlendirip devam etmeye, kulvarın altında koşulları tekrar gözden geçirmeye karar verdik. Çarşakta olabildiğince hızlı yükselip kulvarın solunda kalan karlı kısmın dibine vardık. Burada kendimize saat 06:30’u hedef koyup eğer bu zamana kadar kulvarın ilk kısmını bitirememiş isek geri dönmeyi kararlaştırdık. Kramponlarımızı giyerken yanımızdan vızıldayarak geçen bir taş bu kararımızı değiştirmedi.

Düşen irili ufaklı taşlarla bezenmiş fazla sert olmayan kulvarda, gözümüz yukarıda, görece korunaklı kısımların arasında hızlı bir şekilde yükselerek kulvarın ilk kısmının bittiği ufak mağaranın dibine ulaştığımızda saatlerimiz 06:30’u gösteriyordu. Aykut mağaranın solundaki kayalık setlerden iple devam edip bir kaya babasından Mustafa ve benim emniyetimizi aldı. (Uygun koşullarda mağara ve kayalık setlerin tamamen kar-buz ile örtülü olması gerekir). Bu noktadan sonra ikiye ayrılan kulvarda Tunç’un kitabındaki gibi sağdan devam edip hemen hemen kaybolmuş kornişin altına vardık. Aykut ve ben kornişi soldaki kayalık setlerden geçerken, Mustafa yeni kazma ve kramponlarını test etmek için direkt olarak yükseldi. Bu da bize Aladağlarda görmeye alışmadığımız fotograflar çekme imkanı sundu. (Not: Soldan devam eden kulvar daha dik ve uzun devam etmesine karşın zor kaya yüzeyleri ile son buluyor.).

Kornişi geçip zirve sırtında kısa bir mola verdik ve manzaranın keyfini çıkardık. Kardan tamamen arınmış zevksiz sırttan devam edip saat 8:30 sularında zirveye ulaştık. Müthiş Yedigöller manzarası eşliğinde yiyip içtik, hatta kısa bir süre kestirdik. Birkaç fotograf ve hazırlığın ardından saat 9:45’te inişe başladık. Dağın batı yüzünden gerçekleştirdiğimiz gayet sıkıcı inişin ardından saat 11:30’da sabah batonlarımızı bıraktığımız noktaya geri döndük.

Bu noktaya kadar problem çıkarmayan dizim bir anda isyan bayrağını çekiverdi, Mustafada hemen hemen aynı dertten muzdaripti. Aykut önden inerken, Mustafa ve ben ağır ağır arkadan devam ettik. İniş devam ettikçe dizimdeki ağrı arttı ve beni daha da yavaşlattı. Aykuttan yaklaşık 1-1,5 saat sonra saat 14:30 civarı kampa geri döndük. Salim Abi gelmiş, sağolsun Aykutta malzemelerin büyük bir kısmını toparlamıştı. Biraz dinlenip bizi monoton kent yaşamına döndürecek yolculuğumuza başladık.

Önemli Not :Küresel ısınmanın etkilerini en iyi gözlemleyebilen herhalde biz dağcılarız, her sene dağlara gidip durumun bir öncekinden daha kötü olduğunu görmek dağlara tutku ile bağlı olan herkesi üzüyor. Sanırım yakında çıplak kayalardan başka birşeye tırmanamayacağız. Birey olarak elimizden çok fazla birşey gelmemesine ve sürecin geri dönülmez olmaya başlamasına rağmen, en azından çevremizdekileri uyarıp onlarında durumun ehemmiyetini fark etmelerini sağlayalım.

Cevapla