Duyurular
Anasayfa » Faaliyet Raporları » 2010 » Aladağlar Eğitim Faaliyeti Raporu
İstanbul’dan yola çıkacak arkadaşlarla Cuma akşamı Harem otogarında buluştuk. Büyük bir çoğunluk 21:30 otobüsüyle yola çıktı. Ancak ben ve çadır arkadaşım Doğukan biletleri ayrı aldığımız için bizim otobüs (20 dakika rötarıyla beraber) 22:20’de kalktı.

Aladağlar Eğitim Faaliyeti Raporu

Aladağlar Eğitim Faaliyeti

Faaliyet: 2010 Aladağ Eğitim Faaliyeti
Tarih: 18-24 Haziran 2010
Ekip:

  • Eğitmen:          Burak Çağatay Gülmez, Rauf Pınarbaşı, Alican Yalçın, Nuri Kayserilioğlu
  • Gelişim:           Özgür Başoğlu, Sinan Bayar
  • Başlangıç:        Kaya Aydın Alpay, Doğukan Özgen, Murat Gündoğdu, Coşkun Kızılırmak, Fatih Özdoğan, Sefa Börtücen, Hüseyin Erkek, Koray Uzun

18 Haziran 2010

İstanbul’dan yola çıkacak arkadaşlarla Cuma akşamı Harem otogarında buluştuk. Büyük bir çoğunluk 21:30 otobüsüyle yola çıktı. Ancak ben ve çadır arkadaşım Doğukan biletleri ayrı aldığımız için bizim otobüs (20 dakika rötarıyla beraber) 22:20’de kalktı.

19 Haziran 2010

Rotarlı kalkan otobüsümüzün üstüne bir de Aksaray-Niğde yolu üzerinde lastiği patlayınca Niğde’ye bizden önceki gruptan bir saat geç vardık. Bu yüzden de 9:30 minibüsünü de kaçırdık. Biz de Niğde minibüs duraklarının orada öğle yemeği yiyip, marketlerden son alışverişlerimizi yaparak vakit geçirerek saat 11:30’da Çamardı minibüsüne bindik. 13:00 sularında minibüsten inip Salim abiyle buluştuk. Çantalarımızla traktöre binip yürüyüşe başlayacağımız Sokullupınar’a doğru yola çıktık. Bu arada hava gittikçe bulutlanmaya başladı. Saat 14:10’da tam Sokullupınar’a geldiğimizde de yağış başladı. Orada önceden hazır olan bir yörük çadırının içine girip bir yandan son hazırlıklarımızı yapıp bir yandan da yağmurun dinmesini bekledik. Zimmetli emniyet aletlerinin paylaşımı yapıldı. Yol çantalarımızı Salim abiye teslim edip 20dk içerisinde yürüyüşe hazır hale geldik. Saat 16:00’da Geçit’in yakınlarında, saat 17:10’da ise 2900mt irtifada Emler’in batısında mola verdik. Önden hızlı giden bizim grup 19:40 gibi Emler’le Kızılkaya’nın tam ortasında bulunan Çelikbuyduran’daki su kaynağının yakınlarındaki kamp yerine vardı. Bir an önce çadırları kurmaya başladık. Önceden bırakılmış taştan siperlikler, özellikle rüzgâra karşı çok işimize yaradı. 20:20’de de ikinci grup kamp yerine vardı. Kampın hemen aşağısındaki su kaynağından sularımızı tazeledik. Çadırlarımıza girip yemeklerimizi pişirmeye başladık. Hepimiz çok yorgun olduğumuz için 21:20’den itibaren uyumaya başladık.

20 Haziran 2010

Erken yatmanın etkisiyle saat 7:30 gibi kendi kendimize uyandık. Kahvaltımızı ettik, boş vakitlerimizi iskambille geçiştirdik. Ortalıkta pek bir hareketlilik yok diye ben 10:30 bir daha bir uykuya daldım. 11:45’de düdük sesiyle uyandırıldım. 15 dakika içinde çadır hariç tüm kamp yüküyle hazır ol çağrısı geldi. Saat 12:00’de herkesin eksiksiz hazır olması eğitmenlerimizin gözlerini yaşarttı. Ödül olarak da Emler zirveye tüm kamp yükü yerine sadece su ve yürüyüşte ihtiyacımız olacaklarla yola çıkacağımızı söylediler. Çantalarımızı tekrar hazırlamak için verdikleri sürenin ardından saat 13:00’de Emler için kamptan ayrıldık. İki farklı patikadan kısa ama dik olanı seçtik. Dik yokuşun sonunda 13:45’de mola verdik. 14:10’da da zirve yaptık. Herkesin varmasını bekleyip, zirve fotoğraflarımızı çektirdik. Ayrıca iki gün sonra kamp yapacağımız Yedigöller yaylasını da uzaktan görmüş olduk. 14:50 gibi de geri dönmeye başladık. Kampa vardığımızda saat 15:30’du. Su ısıtıp hazır çorbalarımızdan içtik. Ben gene boş bulduğum vakitte uykuya çekildim. Saat 18:00 gibi Nuri tekrar zirve yapmak isteyen var mı diye seslendi. Doğukan’la Çağatay gidiyordu, ben de kampta boş oturmaktan yeğdir deyip peşlerine takıldım. Bu sefer yanıma hiçbir çanta almadım sadece Doğukan’la çadır torbasına koyduğumuz pet şişeyi dönüşümlü taşıdık, ayrıca dik yol yerine daha az meyilli yolu tercih ettik ve bu yüzden zirveye daha hızlı çıktık. 18:30’da yola çıkıp, 19:15’de zirvedeydik. Fazladan fotoğraf göz çıkarmaz deyip tekrar pozlarımızı verdik ve 19:35’de kampa geri döndük. Dönüşte çarsak yokuşunda yokuş aşağı koşu çalışması yaptım ve 19:50’de kampa vardım. Kampta yağı biraz fazla kaçmış bulgurumuzdan yedikten sonra gene yorgunluğun etkisiyle 21:40 uyuduk.

21 Haziran 2010

Bu gün bir önceki güne kıyasla daha fazla yürüyeceğimiz için 5:30’da uyandık, sağlam bir kahvaltı yaptık. Saat 7:00’de de Karasay ve Eznevit zirveleri için yola koyulduk. Yolumuzun üstünde saat 8:10’da kar kulvarına girdik. Yokuş yukarı çıkacağımız kulvara önden ayağında kramponları olan eğitmenlerimiz ardından da sert tabanlı botları olanlar girdi. Karda iz aça aça tırmandık. Bu arada da batonlarımızı çantalarımıza bağlayıp elde kazmalarımızla her an düşme pozisyonu almaya hazır hale geldik. Çıkarken pek bir sorun yaşanmadı. 9:00 gibi kar kulvarını bitirip sırt üzerinden Karasay zirvesine doğru yürümeye başladık. Saat 10:00’da zirvedeydik. Zirve defterini imzalayıp on beş dakika içinde bu sefer Eznevit için yürüyüşe başladık. Saat 11:00’de de Eznevit zirveye vardık. Burada da biraz vakit geçip dinlendikten sonra tekrar Karasay üzerinden kampa dönmeye başladık. Kar kulvarından yokuş aşağı inmenin çıkmaktan daha zor olduğunu gördük. İz açmaya fazla vakit ayırmadığımız ve destek almaya çalıştığım taşların sağlam olmaması yüzünden yaşadığım bir iki kısa ve başarılı kazma düşüşün ardından en son kar kulvarının bitmesine 3mt kala uzun bir düşüş yaşadım ve ayaklarımı kendime çekmediğim ve kazmaya yeterince yük vermediğim için çarsağa sadece 4mt kala kazma duruşumu yapabildim. Kulvarın ardından saat 13:30’da kampa vardık.

Kampta geçen saatlerin ardından 17:30’da işleri nedeniyle faaliyete geç katılan Rauf, Sinan ve Özgür’den oluşan ikinci eğitmen grubu kampa vardı. Çadırlarını kurmalarına yardımcı olduk. Hazırlıkları bitince Özgürle Sinan Emlere zirve yapmak istedi, Doğukan’la ben de vakit öldürmek için onlara peşine takıldık. 18:45’de yola çıkıp 19:35’te zirveye vardık. Sinan’ın yanında getirdiği defteri zirve defteri yapıp, ilk sayfasına imzalarımızı atıp taşların altına gömdük. 20:20’de tekrar kampa vardık. Kamp’ta (kendi icadım) başarısız bir sucuklu şehriye arpası yemeği denemesinin ardından 22:00 uykuya daldık.

22 Haziran 2010

Kamp yaşamına alışmanın etkisiyle gene saat 6:00’da kendi kendimize uyandık. Kahvaltının ardından saat 8:00’de yeni kamp alanımız Yedigöller yaylasına doğru yola çıktık. İlk yarım saat boğaza kadar yokuş yukarı tırmandık sonrasında da bir saat kadar göller bölgesinde kamp alanına kadar hafif meyil aşağı rahat bir yürüyüş gerçekleştirdik. Bir iki yerde kara girdiysek de, düz zemin olduğu için zorlanmadık. Saat 9:20 gibi kamp alanına vardık, çadırlarımızı kurduk. Sonrasında geleneksel tırmanış malzeme eğitimi için hazırlıklara başladık. Saat 10:15 gibi zimmetli malzemeleri toplayıp ne var ne yok ona baktık. Sonrasında da su kaynağının biraz ilerisindeki 6-7 mt yükseklikteki genişçe bir kaya bloğunun etrafında toplaşıp Rauf’tan malzemeler hakkında teorik bilgiler almaya başladık. Friend, kamalot ve takozların çatlaklara nasıl yerleştirilip çıkarılacağını ve sikkelerin çekiçlerle nasıl çakılacağını gösterdi. Daha sonrasında mevcut malzemeler başlangıç grubu arasında paylaştırıldı; bizler de elimizdeki malzemelerle kaya bloğu etrafında uygun gördüğümüz yerlere malzemeleri yerleştirip sağlamlıklarını test ettik. Ben bir ara yerleştirdiğim takozu geri çıkarmayı başaramayınca onunla bayağı bir debelendim; sonunda pes edip Nuri’den yardım istedim. Saat 12:00’de mola verip kampa döndük. Biraz bir şeyler atıştırdıktan sonra saat 13:30’da tekrar kaya bloğuna geri geldik. Önce kaya bloğunun altında Rauf, daha önceden aldığımız teorik istasyon eğitiminin kısa bir tekrarını yaptı. Sonrasında da kaya bloğunun tepesine çıktık ve orada uygun bir alanda başlangıç grubu olarak kendi istasyonumuzu kurmaya başladık. Önce Doğukan’la Fatih kendilerini bir kaya babasından emniyete aldılar. Kayadan aşağı kendilerini biraz salıp, yüzeyde malzeme yerleştirecek uygun noktalar aradılar. Geri kalanlar da bir yandan onlara yardımcı olmaya çalıştı. Ancak açıkçası kaya yüzeyini göremediğimiz için malzeme yerleştirme safhasında pek faydalı olduğumuzu sanmıyorum. 4 noktaya sikke ve takozları yerleştirince perlonlarla bu noktalardan dinamik istasyon kurmaya başladık. Bu aşamada biz yukarıdakiler daha fazla yardımcı olabilirdik gerçekten; biraz horozu çok olan köy misali bir durum oluştu. Bizler istasyonla uğraşırken Rauf, Özgür, Sinan ve Nuri yarın yapacakları geleneksel tırmanış rotalarına göz atmaya gitmişlerdi. Onlar geri gelene kadar biz istasyonu ancak kurabildik. İstasyonun sağlamlığı içimize sinince herkes birer birer istasyondan aşağı ip inişi gerçekleştirdi. Sonra birkaç kişi de aynı noktadan üsten emniyetli tırmanış denedi. Ben yanıma KATA almama rağmen botlarla tırmanmayı denedim. Altı sert taban olduğu için uçları mikro çatlakları gayet iyi tutuyordu. Ama tabii tabanı esnemediği için yüzey basmam mümkün değil; neyse ki basit rotada böyle duruma gerek kalmadı. Gene de ileride böylesi tırmanışlarda zorda kalmadıkça botla tırmanmamaya karar verdim. Saat 16:30’da kampa geri döndük. Eğitmenler dahil herkesin biraz kamp mutfağı malzemesi azalır gibi olduğu için mümkün olduğunca çadırlar arası paylaşım esasıyla yemeklerimizi hazırlayıp yedik.

23 Haziran 2010

Saat 7:00’de uyanıp kahvaltının ardından gelişim grubunun ve eğitmenlerin o gün tırmanacakları geleneksel tırmanışları öncesindeki hazırlıklarına yardımcı olmaya başladık. Tırmanışlarında kullanacakları malzemeleri ve yanımıza alacağımız suları aramızda paylaşıp saat 9:30’da Direktaş’a doğru yola koyulduk. Büyük gölün etrafından dönüp Özgür’le Sinan’ının girecekleri rotaya ulaştık. Üzerimizde bulunan malzemelere göre bir grup burada kalırken, benim bulunduğum diğer grup Nuri’ye Alican’ın tırmanacağı rotaya doğru yola devam etti. Saat10:00’da rotanın yakınına vardığımızda bulunduğumuz yerden kayaya kadar 60mtlik dik bir kar kulvarının bulunduğunu fark ettik. Çağatayla ben ayağımızdaki botlarla ve elimizde birer teknik kazmayla, hazırlanmakta olan Alicanla Nuri’nin rotaya kolay ulaşabilmesi için karda iz açmaya çalıştık. İzlerle rotanın dibine geldiğimizde ise karla kaya arasında 1 metre genişlikte ve metrelerce derinlikte bir boşluğun olduğunu fark ettik. Bu boşluktan geçip kayaya girmek çok zor gözüküyordu. Durumu değerlendirmeleri için Nuri’yle Alican’ı beklemeye başladık. Onlar gelince duruma göz atabilmeleri için yana doğru çekiliyordum ki dikkatsiz bir adımda ayağım kaydı ve karda kayma başladım. Her ne kadar pozisyonu doğru almış olsam da teknik kazmanın sapını hafif belime doğru çekip çapraz pozisyonda tutmadığım için ucu kara iyi saplanmadı. Düşüşümü büyük oranda yavaşlatsa da durdurmaya yetmedi bu yüzden 60mt boyunca düşüp ancak çarsağa gelince durabildim. Başlangıç grubunun korku dolu yüzleri arasında Nuri’den düşüş değerlendirmemi aldım. Bu arada yukarıda kalanlar rotaya çıkamayacaklarına kanaat verip geri dönme kararı aldılar. Ayrıca Özgürlerin rotasının çıkılamayacak kadar ıslak olduğunu ve onların da ilk ip boyundan geri döndüklerini öğrendik.  Nuri batonlarından oluşturduğu istasyondan Alican’ı indirdi. Sonra da kendisi önceden kalan izlerden dikkatlice kendisi indi. Çağatay’da daha sağdan yeni açtığı izlerle indi. Hepimiz aşağı varınca toparlanıp 12:30’da Özgürlerin yanına döndük. Onların da aşağı inmeleri daha sürecek gibi olduğu için onları beklemeden kampa devam ettik. 13:00’de vardığımız kampta dönüş için hazırlanmaya başladık. Eğitmenlerin isteği üzerine saat 14:30 kadar çadır dışında kalan eşyaları toparlayıp en son gitmeden önce bir çadır toplama performansı değerlendirmesi yaptık. Bir grup kendi çadırlarını daha önceden topladığı için Özgür’ün kaldığı çadırı toplayacaktı, sanırım onlar o çadırı toplarken pollerinden birini kırmış. Bizim çadır grubu da verilen zamandan biraz geç topladı. 14:45’te taşınması gereken zimmetli malzemelerin dağıtımı yapıldı. Saat 15:05’de de yola çıktık. Saat 16:10’da tekrar Çelikbuyduran boğazına vardık. 16:45’de de Emler’in hattının güneyinde bir kaya dibinde mola verip, Salim Abi’yi aradık. Yokuş aşağı çarsak ine ine saat 18:10 gibi Sokullupınar’da daha önce altına sığındığımız çadıra vardık ve Salim Abi’yi beklemeye koyulduk. Buradan hareketle önce dağ evlerinin bulunduğu Demirkazık köyüne gittik. Önce Ordos Dağ evi’nin bahçesine çadır kurup geceyi orada geçirmeyi düşünüyorduk ki daha sonra Pınarbaşı köyüne gidip orada Alabalık yiyip geceyi de orada geçirmeye karar verdik. Alabalık ziyafeti üzerine eğitmenler hepimizle tek tek değerlendirmelerde bulundu sonrasında da genel değerlendirme yapıldı. Bu arada yarın hava yağmurlu olacak gibiydi bu yüzden Cimbar’a gidip spor tırmanış yapmaktan vazgeçtik. Onun yerine otobüs garından evlerimize dağılıp faaliyeti bitirelim dedik. Keyifli sohbetlerin ardından yemek yediğimiz açık hava lokantasının orada masaları açıp matlarımızı yan yana sererek kendimize bir uyku alanı açtık. Tulumlarımıza girip faaliyetin son uykusuna daldık.

24 Haziran 2010

Saat 7:00 gibi uyanıp toparlanmaya başladık ve lokantayı bulduğumuz gibi bırakmaya gayret ettik. 8:10’da Pınarbaşı köyünün girişinden geçen Çamardı minibüsleriyle Niğde’ye döndük. Buradan 7 kişilik bir grup İstanbul’a geri kalanlar ise farklı illere dağıldı. Ayrılmadan önce son bir helalleşip şehirlerarası otobüslerimize bindik. Otobüs yolculuğu boyunca evlilik programları, İtalya-Slovenya maçı ve final öncesi bilimum Aşk-ı Memnu özetleri izleye izleye İstanbul’a döndük.

Faaliyete ait fotoğraflar için:

http://picasaweb.google.com.tr/ytudak/TransAladaglar2010#

Cevapla