Duyurular
Anasayfa » Faaliyet Raporları » 2010 » Kızılkaya Faaliyeti Raporu
Başta Hatice Mutlu ve Sumru Tamer ile beraber planladığımız faaliyet, Hatice’nin talihsiz bir Ballıkayalar kazası sonucu ayağını çatlatması sonucunda, sevgili partnerimin eksikliğiyle gerçekleşti. Ondan kalan yeri ise Bora aldı.

Kızılkaya Faaliyeti Raporu

Kızılkaya(3771 mt) Faaliyeti Raporu

Ekip: Bora Akaydın, Sumru Tamer, Nice Uysal
Tarih: 31.07.10-01.08.10
Kullanılan Teknik Malzeme: ip
Yazan: Nice Uysal

Başta Hatice Mutlu ve Sumru Tamer ile beraber planladığımız faaliyet, Hatice’nin talihsiz bir Ballıkayalar kazası sonucu ayağını çatlatması sonucunda, sevgili partnerimin eksikliğiyle gerçekleşti. Ondan kalan yeri ise Bora aldı.

30’u (Cuma) akşamı, saat 21:00 da Aydoğanlar’la İstanbul’dan hareket ettik.  Sabah 08:00 sularında ise Niğde otogardaydık. Niğde’de bir sabah çorbası içtikten sonra 09:30 Çamardı arabasındaki yerlerimizi aldık. Arabada, Salim Abi’nin, bizimle beraber Demirkazık Köprüsünden binip Karayalak vadisinde ineceğini söylediği grupla karşılaştık. Cihan Yıldırım ve Deniz Kartal isimli iki dağcıdan oluşan grubun da Kızılkaya’yı deneyeceğini öğrendik. Böylece ekip genişlemiş oldu.

11:00 da Demirkazık köprüsünde Salim Abi’yle buluştuk, 12:20 gibi ise Karayalak vadisinin girişine varmıştık. Hava sıcaklığı 38 derece gösterirken yürüyüşümüze başladık, zaten hava durumu tahminlerine göre faaliyetimizin en düşük sıcaklığı 26 derece ile cumartesi akşamı olacaktı; bayağı sıcak yani. Sıcaklık yürüyüşü oldukça zorlaştıran bir etken olduğundan yarım saat kadar yürüdükten sonra Cihanla Deniz mola vermeyi ve sıcaklığın dinmesini beklemeyi önerdi. Biz ise 15 dk’lık kısa bir molanın ardından devam etmeyi tercih ettik.  Onları geride dinlenir bırakıp, mola taşına doğru yola koyulduk.

15:45’te mola taşına varmıştık burada ise bivak yapacağımız yere karar vermemiz gerekiyordu. İlk planımız Karasay beline çıkıp, oradaki bivak yerinde geceyi geçirmekti. Ancak güneşin alnında yürüdüğümüzden yanımızdaki suyun büyük bir miktarını tüketmiştik ve etrafta eritecek kar da olmadığından tek su kaynağı Çelikbuyduran’a uğramak şarttı.  Bunun üzerine Bora sağolsun, boş şişeleri alıp bizim için Çelikbuyduran’a su depolamaya gitti. Sumruyla ben onu mola taşında bekledik. Bora da gelince bir saatlik bir yürüyüşün ardından belin tepesine varmıştık.

Belin tepesinde rotayla ilgili bir takım şüpheler belirdi kafamızda.

Haticeyle, bu faaliyeti gerçekleştirmek istediğimiz ama rota hakkında en ufak bir fikrimiz olmadığını fark ettiğimizde ilk aklımıza gelen fikir,  Ytudak ve Ytudak gelişim gruplarına mail atıp, Kızılkaya hakkında fikir verebilecek, daha önce rotayı tırmanmış birilerine ulaşmaktı. Biz daha bu maili atmadan Zirve dağcılıktan bir grup meramımızı duymuş gibi kendi mail listelerine, yaptıkları Kızılkaya faaliyeti hakkında bir rapor düştü. Hatice mail grubuna üye olduğundan bu ekibe ulaşıp rota hakkında ayrıntılı talimat almakta ona düşmüştü. Ancak ayağını çatlatmasıyla birlikte bu insanlara ulaşmak son anda benim görevim oldu.  İstanbul’dan çıkmadan ekipten bir kişiye ulaşabildim ve ondan genel olarak rotanın, izlenmesi oldukça kolay bir rota olduğunu tek yapmamız gerekenin “pencereyi” ve babaları izlememiz gerektiğini öğrendim. Onun verdiği rota talimatları doğrultusunda Sumru ve Borayla beraber yönümüzü belirledik. Yemeğimizi yiyip yattık, ertesi sabah kalkış vaktimiz 04.00’tü. Hava oldukça açık, rüzgârsız ve hafifçe serindi, yani tam havasıydı.

Yola koyulduğumuzda saat 05:30’a geliyordu. Mola taşının orada kamplarını gördüğümüz Cihan ve Deniz rotaya girmişlerdi bile.  Görüş alanımızdan çıkmamak için bir süre bizi beklediklerini ifade ettiler ve yavaşça yürümeye koyuldular. Fakat maalesef bir süre onları izledikten sonra izlerini kaybettik ve Zirve Ekibinden aldığımız tarif doğrultusunda ilerlemeye devam ettik. Bir 20 dk’nın ardından ıslık seslerine kafamızı kaldırınca ikilinin bizden birkaç set yukarıda, yani bizim yöneldiğimiz rotanın oldukça alakasız bir yerinde olduğunu fark ettik. Kısa bir tereddüdün ardından geldiğimiz yolu geri dönüp onların tarif ettiği yerden, bulundukları yere çıktık. Kendi “telefon rehberi”mizi bırakıp onların rehberliğinde devam etmenin akıl karı olduğuna karar verdik. Çıkışta kısa bir kaya etabında güvenlik için ip açmak dışında teknik malzeme kullanılmadı.

Saat 07:10 da zirveye ulaştık. Zirve defterine adımızı koyup, biraz da izleyeceğimiz “pencere” hakkında geyik yaptıktan sonra (çünkü görünen tek pencere bizi esas zirveden oldukça uzak bir yerlere götürüyordu.) saat sekizde inişe geçtik. Bivak yerinden malzemelerimizi toplayıp, bir de güzel çay molası verdikten sonra 14.30 gibi Salim Abi’yle buluşup Niğde yoluna düştük. Tabi yengenin ayranını içmek ve “Salim Abi Çorapları”ndan almak için eve uğradıktan sonra. Niğde’de Osman’ın Yeri’nde bir güzel kebaplarımızı yedikten sonra grupları ayırmanın vakti geldi. Biz onlara bize rehberlik etikleri için, onlar da yollarını şenlendirdiğimiz için teşekkürler ilettikten sonra tekrar karşılaşmak dileğiyle ayrıldık.  İstanbul’a direk sefer kalmadığından Ankara aktarmalı olarak saat 06:00’da (pazartesi)  İstanbul’a dönmüştük.

Cevapla