Duyurular
Anasayfa » Faaliyet Raporları » 2011 » Alaca Zirve Denemesi

Alaca Zirve Denemesi

5-6 Şubat 2010 Aladağlar Faaliyeti ve Alaca Zirve Denemesi

Faaliyet Ekibi: Hatice Mutlu, Hanzade Alpay, Kaya Aydın Alpay, Çoşkun Kızılırmak, Bora Akaydın. Sonradan Aykut Türem ve Anıl Şarkoğlu da katıldı.

Kamp yeri: Kocadölek

Teknik Malzeme: Kazma, Krampon (kullanılmadı)

Uzun zamandır Hatice ve Bora’yla ayarlamaya çalıştığımız Aladağlar kış faaliyetini en sonunda, Hanzade ve Çoşkun’un müsait olduğu, Bora’nın da YDK’dan Aykut Türem ve Anıl Şarkoğlu’yla Aladağlara meteoroloji istasyonu kurmak için gideceği Şubat’ın ilk hafta sonunda yapmaya karar verdik. Güzeller, Lahitkaya derken en sonunda faaliyeti Alaca tarafına yapalım dedik. Zamanımız kısıtlıydı, sömestre tatilinde olan Hanzade hariç hepimiz çalışan kişilerdik, o yüzden Cuma gidip, Pazartesi tekrar İstanbul’da olmalıydık. Oraya varınca karın durumuna göre tekrar değerlendiririz diyerek Cuma akşamı Aydoğanlar Turizm’in saat 21:00 otobüsüyle dördümüz – Bora iş nedeniyle bir gün önceden Anıl’larla gitmişti – İstanbul’dan ayrıldık.

Bir Niğde klasiği olarak susmak bilmeyen bebek sesleri içinde (arkamdaki Niğde’ye vardığımızda konuşmayı öğrenmişti) ve bir soğuk bir sıcak veren havalandırmanın da katkılarıyla yarım yamalak aldığımız uykuyla saat 7:30 gibi Niğde’ye vardık. Dönüş biletlerimizi de alıp (kala kala arka dörtlü kalmıştı, biletleri İstanbul’dan alsak iyi olurmuş) eski otogara giden servise bindik.

Eski otogarın orada kahvaltı edip, Salim abi ve Bora’ya telefon edip 9:30 minibüsünü beklemeye başladık. Bu arada DAG’dan Alaca’ya gidecek iki kişiyle daha karşılaştık. Saat 10:45 gibi Salim abi’nin Çukurbağ’daki evindeydik. Geceyi evde geçiren Anıl’larla selamlaşıp birer çay içtik. Bu arada meteoroloji istasyonu denilen şeyin sandığım gibi kocaman bir şey olmadığını gördük, Anıl’ın değimiyle “çaydanlıktan biraz hallice büyük”müş. Ne kadar faydalı bir şey olduğunu ise raporu yazdığım şu günlerde daha iyi anladım. Neyse, Anıl’la Aykut da bizimle Emli Vadisi’ne gireceğini ve Eznevit’in güneyinde miks tırmanış yapacaklarını öğrendik. Böylece onlar da ekibe katılmış oldu. Çantalarımıza son ayarlamalarımızı yapıp hep beraber traktöre binip Emli Vadisi’ne doğru yola çıktık. Saat 12:00 gibi Emli Ormanı’nın girişindeydik. Salim Abi’yle vedalaşıp ormanın içinde yürümeye başladık. Hava çok sıcak ve günlük güneşlik olduğu için üstümde sadece içlikle yürüyordum.

Karda bizden önce yürümüş ekiplerin izleri olduğu için bir saat gibi kısa bir sürede orman yolunu bitirdik. DAG ekibi kampı Akşampınarı’nda kurmak istiyordu. Ama biz Aykut’un önerisiyle kampı daha aşağıya, Kocadölek’e kurmaya karar verdik. Böylece hem kamp yüküyle daha az yürümüş olacaktık, hem de tüm YTÜDAK-YDK ekipleri bir arada kamp kurmuş olacaktık. İyi de yaptık çünkü Kocadölek’e varınca bizden önce eğitim amaçlı gelmiş bir grubun kurmuş olduğu Şato-vari bir kamp alanının bizi beklediğini gördük. Kar duvarıyla bölme bölme ayrılmış kamp alanında kendimize bir “oda” seçip kürekle zemini düzledikten sonra çadırlarımızı kurduk. Amacımız bir an önce su kaynatıp yemek yiyip tulumlarımıza girip uyumaktı. Ancak Çoşkun’un getirdiği benzin ocağı arıza yaptığı için sadece tek bir ocakla – o da bütan kartuşlu campingas – idare etmek zorunda kaldık. Ona rağmen güzel bir bulgur yemeği üstüne tüm termosları doldurarak, alarmlarımızı gece yarısına kurup saat 18:30 gibi uykuya çekildik.

Gece yarısı alarmın sesiyle uyanıp kahvaltımızı yapıp, termoslarımızdaki sıcak suları yeniledik. Anıllar’ın çadırında kalan Bora’yı da alarak 02:20 gibi yürümeye başladık. Akşampınarı Vadisi’nin girişinde batak karda 45-50 derecelik bir tırmanış bizi bekliyordu. Gerçi dün Parmakkaya’ya giden DAG’lı grubun izlerini takip etseydik çok zorlanmayacaktık ancak karanlıkta onların izlerini bulmakta zorlandık. Bu arada Bora midesinin kötü olduğunu ve devam edemeyeceğini söyledi ve çadıra dönmeye başladı. Bora’nın döndüğünü telsizle Aykut ve Anıl’a haber verdik. Onlar da bizim ekibin geri kalanının tecrübesini değerlendirerek bizimle gelmelerinin daha iyi olacağına karar verdiler. Biz dört kişi Parmakkaya’ya doğru ilerlerken onlar da arkadan bize yetişmeye başladılar. Bu arada biz de ulaştığımız ilk düzlükte DAG’lıların izini bulup o izden yola devam etmeye başladık. DAG’lıların çadırına varmıştık ki Aykut ve Anıl bize yetişti. Bu noktadan sonra iz olmadığı için sık sık değişerek karda iz aça aça ilerlemeye başladık. Aykut’la Anıl’ı kendi faaliyetlerinden etmiştik ama bu sayede iki eski dağcının çığ bilgisi, batak karda iz açma ve yol bulma konusundaki tecrübelerinden yararlanma ve bilgilerimizi pekiştirme şansımız oldu. Bu arada zirve faaliyeti öncesinde erken yatmanın, iyi dinlenmenin, faaliyet esnasında da grubun temposuna uymanın ve daha ilk saatlerde yürüyüş temposunu yüksek tutarak kendimi yormamam gerektiğinin ne kadar önemli olduğunu, bu konuda Aykut’tan yediğim (ufak…) bir azar ve sonrasında, bir mola esnasında kapanmasına mani olamadığım göz kapaklarım sayesinde bir kez daha anladım. Güneş doğduğunda saat sabah 6:30 gibiydi, Parmakkaya’yı geçeli bir saat olmuştu ve Avcıbeli Geçidi henüz gözükmüyordu. Yola çıkmakta geciktiğimiz ve dünden yorgun olduğumuz doğruydu ama bu kar durumunda da bir günlük faaliyetle Alaca zirveye varmamız imkânsız sayılırdı. Gene de moralimizi bozmayıp gidebileceğimiz yere kadar gitmeye devam ettik. Bir süre sonra Coşkun daha fazla devam edemeyeceğini söyleyip geri dönmek istediğini belirtti, Anıl da dönüşte ona eşlik etti. Biz de Avcıbeli geçidinin kulvar başlangıcına kadar gidebildik. Saat 8’i geçiyordu, güneş kulvara vurmaya başlamıştı ve kulvarın altında önceki günlerden kalma kar akıntıları belirgindi. Biz de çığ riskini düşünüp geçide tırmanmadan dönmeye karar verdik. Uzunca bir mola verdiğimiz bu noktada Aykut kulvar ve geçidin geri kalanında kalan rota hakkında bize bilgiler verdi ve geçide çıksak bile yolun geri kalanın kısa ama gene batak kar yüzünden zorlu olacağından bahsetti. Ağır adımlarla fotoğraf çeke çeke ilerlerken DAG’lılarla karşılaştık. Şartların zorluğundan bahsettik ama onlar da Avcıbeli’ne kadar gidip şanslarını denemek istediklerini söylediler. Saat 9:30 gibi tekrar kampa vardık.

Zil çalan karınlarımızı doyurup, biraz dinlendikten sonra saat 13:00’de kampı terk kararı aldık. Emli ormanının girişinde tekrar Salim abiyle buluşup, bizim gibi Avcıbeli geçidinin altından dönen DAG’lılarla beraber Çukurbağ’a indik. Oradan bir grup minibüsle, bir grup özel araçla Niğde’ye ulaştık. Güzel bir yemek yedik. İstasyon kurulumu için Niğde’de kalacak olan YDK’lılarla vedalaşıp 19:30 otobüsüyle İstanbul’a döndük.

Yazan: Aydın Alpay

Faaliyetten Bazı Fotoğraflar:

Kocadölek Kamp Alanı

Kamp Alanı
Parmakkaya

Avcıbelinden Dönüş


Cevapla