Duyurular
Anasayfa » Faaliyet Raporları » 2011 » Kaçkar Buzul Eğitim Faaliyeti
Başlangıç ve Gelişim gruplarının, Kaçkarlar'da gerçekleştirdikleri buzul eğitimi faaliyet raporudur.

Kaçkar Buzul Eğitim Faaliyeti

Kaçkar Buzul Eğitim Faaliyeti

Eğitmen: Bora Akaydın, Rauf Osman Pınarbaşı

Gelişim Grubu: Koray Uzun, Hüseyin Erkek, Sefa Börtücen, Nice Uysal

Başlangıç Grubu: Onur Alp, Celal Aşkaroğulları, Onur Kiraz, Çoşkun Çiçek, Özlem, Buket Öztürk, Filiz Yıldız, Hümeyra Ergunen, Seval Balcı, Ebru Şirin

Kamp Mevki: Mezovit Yaylası

Kamp Tarihi: 9-15 Eylül 2011

Yazan: Onur Alp Arslantaş

 

9 Eylül Cuma

İstanbul’dan gelen grup, 19.00’da yola çıktı. Ben de Sivas’tan, 18.00’da yola çıktım. Rize; ulaşımın sıkıntılı olduğu bir şehir, bir iki tane firma sınırlı seferle ve dolaşarak ulaşım sağlıyor. Sivas’a yakın olmasına rağmen, neredeyse İstanbul’dan aynı sürede gidiliyor.

 

10 Eylül Cumartesi

Faaliyet grubu olarak İstanbul’dan gelenler, memleketlerinden gelenler ve Rize’den katılanlarla birlikte 13.00’da, Rize otogarında buluştuk. Kampa, yürüyüşümüzden önceki ulaşımımızı sağlayacak olan Orhan ağabeyin minibüsüne yerleştik. Çantalarımızı, aracın arkasına koyduk. Yolda son eksiklerimizi tamamladıktan sonra bir saati biraz aşan sürede, Ayder yaylasına vardık. Burada Orhan ağabeyin ayarladığı bir restorana geçtik. Akşam yemeğinden önce, kramponlarımızı denedik ve ayarlamalarını yaptık. Yemek sonrası ufak bir sınav geçirdik. Elimizdeki malzemeleri de paylaştıktan sonra o geceyi tulumlarımızla restoranda geçirdik.

 

 

Kaçkarlar'da Kahvaltı

 

11 Eylül Pazar

 

Sabah kahvaltısını restoranda yaptıktan sonra, tekrar Orhan ağabeyle birlikte 8.30’da yola çıktık. Minibüste Ofli Ali fıkraları ve Karadeniz müzikleri dinleyerek, Yukarı Kavron köyüne saat 11.00’da vardık. Fazla eşyalarımızı burada bulunan çay ocağı, manav, bakkal gibi özellikleri bulunan; Orhan ağabeyin tanışı olan, çok yönlü bir dükkana koyduk. Çaylarımızı içip, son ayarlarımızı yaptıktan sonra Orhan ağabeyle vedalaştık ve Mezovit yaylasına doğru yürüyüşe başladık. Birkaç tane mola vererek, Mezovit yaylasındaki Büyük Buzul ve Küçük Buzul’u görebileceğimiz kamp noktasına 15.30’da vardık. Çadırlarımızı kurduktan hemen sonra kampın yukarılarındaki kayalık bölümde, geleneksel kaya tırmanış malzemesi yerleştirme çalışması yaptık. Başlangıç grubu olarak ip inişi yapabileceğimiz bir istasyon kurmamız istendi. Zamanında tamamlayamayınca hava kararmaya yakın olduğu için malzemeleri kayada bırakarak kamp alanına döndük. Sabah erkenden buzula gideceğimiz için, fazla zaman kaybetmeden yattık.

 

12 Eylül Pazartesi

 

Gece bu bölgede otlayan boğaların kampı istilasıyla, kimse rahat uyuyamadı. Kamp kurmaya gelirken yolda boğaları görmesek, gece duyduğumuz o sesler hayal gücümüzü yoğun halde çalıştırırdı.

 

Solda Küçük Buzul, Sağda Büyük Buzul...

 

Boğaların çadırlara zarar verme olasılığı ve rahat uyuyamadığımız için, o gün buzula gitmedik. Gönül rahatlığıyla kamptan ayrılabilmek için çadırlarımızın etrafına, taşlardan setler ördük. Kamp alanımız da bulunan bir kaya parçasında, Rauf ve Bora’dan Z makara eğitimi aldık. Sonrasında içinde iki çantanın bulunduğu bir sedye yapıp, kampın yukarısındaki önceki gün malzemelerimizi bıraktığımız yere gittik. Önceki gün Rauf’lar emniyet aleti attığımız bir kayanın güvensiz olduğunu iddia edip, bunu da bize ispat ettikleri için, emniyet noktalarımız küçük bir değişikliğe uğradı. Hem bu sebeple hem de ip inişi yapacağımız bölümde taş düşme riskinin fazla olması nedeniyle, bu istasyonu hemen dibindeki başka bölüme taşıdık. Daha sonra buradan sırasıyla ip inişi yaptık. Herkes tamamlayınca, kampta hazırladığımız sedyeye gerçek bir yaralıymış gibi davranarak – yeri geldiğinde psikolojik destek vererek-  buradan aşağı indirdik. Kampta öğrendiğimiz Z makarayı hemen kurarak sedyeyi tekrar yukarıya çektik. Malzemelerimizi toplayarak, yoğun sis altında kampa geri döndük. Ertesi gün buzula gideceğimiz için, yine erkenden yattık.

 

Sedye Eğitimi

 

13 Eylül Salı

 

Gece bilindik sesler tekrar etrafımızı sardı. Bu sefer çok yakınlardan gelen, uykumuzu kaçıran boğa sesleri herkesi canından bezdirdi. Birkaç dakika sonra düdük çaldı ve bir ses “Başlangıç grubu 5 dakika içinde öküz avı için tek sıra”… Boğaları uzaklara kadar kovaladıktan sonra, kalk saati 03.00 olarak duyuruldu. Kahvaltımızı yapıp hazırlıklarımızı tamamladık. Krampon, kask, teknik kazma, buz vidaları ve buz sikkeleri gibi teknik malzemeleri yanımıza aldık.güneş doğduktan sonra Küçük Buzul’a doğru yola çıktık. Yolun bir kısmında Bora,Koray ve Nice bizden ayrılarak tırmanış yapmak için Büyük Buzul’a yöneldiler. Küçük Buzulun sol tarafında bir bölgede, çantalarımızı indirdik ve malzemelerimizi çıkardık. Rauf buzulda, kramponla yürüyüş tekniklerinden bahsetti. Bu sıralarda Büyük Buzul’da tırmanış yapan diğer gruptan bir kaza haberi geldi. Nice’nin tırmanış sırasında düştüğünü ve yardım gerektiğini telsizle bildirdiler. Bunun üzerine Sefa ve Hüseyin yardım için yola çıktılar.Daha sonra, büyük bir yaralanmanın olmadığının haberini aldık ve hepimiz rahatladık. Eğitime önce eğimi düşük kar-buz tabakasında, Fransız ve Alman yürüyüş tekniklerini çalışarak başladık. Sonra biraz daha eğimli ve birazcık daha sert olan bir bölümde Rauf’un kurduğu istasyondan emniyet alarak tekrar yürüyüş tekniklerini çalıştık. Molalarda yanımızda getirdiğimiz abur cuburları atıştırdık.Rauf buzulun sağ tarafında, eğimi diğerlerinden daha fazla ve buzu sert bir yerde yeni bir istasyon kurdu. Burada iki tane teknik kazma kullanarak alman tekniğiyle üstten emniyetli olarak çalıştık.Buzul’a güneş vurdukça yukarıdan taş yuvarlamaya başlamıştı. Bu durum zaman zaman korkutsa da eğitimi engelleyecek boyuta ulaşmadı. Bu yuvarlanan taşlardan bir tanesi, Özlem’in tırmanış yaptığı sırada ayağına geldi. Sert tabanlı botu sayesinde bir burkulmayla atlattı.Herkes eğitimi tamamladıktan sonra, eğitmenlerin yardımı olmadan dönüş yoluna geçtik.Özlem’in ayağı yavaş yürümemize neden olsa da, babalardan yararlanarak gün batımında kampa yetiştik. Ertesi gün tekrar buzula gideceğimiz için, yine erken yattık.

 

 

14 Eylül Çarşamba

 

Gün doğumundan sonra başlangıç grubu, Rauf ve Sefa’dan oluşan ekibimizle Küçük Buzul yönüne doğru yürüyüşe başladık. Küçük Buzul’a yakın bir yerde buzul parçasında durduk. Rauf aletlerin ( buz vidası, buz sikkesi) nasıl kullanılacağını anlattı. Hepimiz emniyet aletlerini buz üzerinde tecrübe ettik.

 

 

Daha sonra iki gruba ayrıldık ve birer istasyon kurmamız istendi. Benim olduğum grup bir vida, bir sikke ve bir abalakov kullanarak bir istasyon kurduk. Diğer grup, daha yüksek bir yerde emniyet alarak çalıştıkları için istasyonun kurulması uzun sürdü. İstasyon tamamlanınca flying fox yapmak için ipi, Z makara kurarak germeye çalıştık. Yeteri kadar geremedik ve iptal oldu.

 

İstasyon kurma ve Flying Fox'dan bir kare

 

 

Rauf bize bir buçuk saat süre verdi ve gitti. Bu sürede kampa ulaşamazsak olduğumuz yerde bivaklamamızı istedi. Acele davranarak malzemeleri topladık ve kısa sürede kampa vardık. Kampa döndüğümüzde, düğüm sınavı bizleri bekliyordu. Vakit kaybetmeden sırayla düğüm sınavına girdik. O gün kamp alanı kalabalık olmaya başladı. Bizden başka 8 -9 çadır daha kamp alanına yerleşti. Başlangıç grubu olarak bizden isteyenin, kampa yakın bir yerde bivaklayabileceği söylendi. Rauf, Bora ve Sefa bu deneyimi yaşamanın gerekliliğini anlatılar. Bu sohbetlerle birlikte Bora ve Rauf’un anılarını dinledik. Celal ve ben Aladağlar’da daha önce bivakladığımız için o gece, biz hariç bütün başlangıç grubu, Koray’la birlikte bivaklamaya gitti. Biz de Celal ile farklı çadırları tek başına ısıtmak zor olacağı için, aynı çadırda kaldık.

 

 

15 Eylül Perşembe

 

Sabah 6’da bivaktan gelenler bizi uyandırdı. Tüm kamp yükünü toplayarak 07.00’da kamptan ayrılmak için toplandık.Rauf ve Sefa bir faaliyet daha yapmak için Celal, Hümeyra ve Filiz’de bir günü daha dağda geçirmek için kaldılar. Bir buçuk saatte Yukarı Kavron köyüne vardık. Burada poğaça ve çayla kahvaltımızı yaptık ve kısa bir faaliyet değerlendirmesi yaptık. Orhan ağabeyde gelince, Ayder’e gitmek için Ofli Ali fıkralarıyla tekrar minibüs yolculuğuna başladık. Yol boyunca Ayder’de  gideceğimiz, sürekli başlangıca anlatılan kaplıcanın muhabbetini yapıp hayalini kurduk. Ve nihayet kaplıcada, sağlam bir hamam sefası sürüp yüksek sıcaklıktaki havuza girdik. Diğerleri aklanmış paklanmış şekilde Ayder turuna çıkarken, ben erken dönmem gerektiği için Orhan ağabeyin yardımıyla bindiğim minibüsle, Rize’ye döndüm. Kalanlardan çoğunluğu ertesi gün kamptan dönen Rauflarla beraber 16.00’da İstanbul otobüsüne bindiler ve faaliyet son buldu.

Cevapla