Duyurular
Anasayfa » Faaliyet Raporları » 2011 » Çınarcık Eğitim Faaliyeti
70 kişilik başlangıç grubu ile gerçekleştirilen ve başlangıç grubu üyelerinden Ali Kayaturan'ın ve Göknil Ünal'ın yazdıkları, Çınarcık Eğitim Faaliyeti raporlarıdır.

Çınarcık Eğitim Faaliyeti

Faaliyet: Çınarcık Faaliyeti

Tarih: 02-03-04 Aralık 2011

Ekip:70 kişi başlangıç grubu, 16 kişi eğitmen ve gelişim grubu

Yazan: Ali Kayaturan

 

02 Aralık 2011 Cuma

Kulüp odasında kulübe ait çadırlar ve ocaklar paylaştırıldıktan sonra, saat 22.22’de YTÜ Yıldız kampüsü’nden Kadıköy’e doğru, iki otobüs yola çıktık. Faaliyet boyunca not tutabilmemiz için, kulüp yönetimi tarafından bize not defterleri verildi ve boyunluk dağıtıldı. 22.50’de Kadıköy’de faaliyete katılacak diğer arkdaşlarımızı aldıktan sonra, Çınarcığa doğru yola koyulduk. 00.15 sularında Eskihisar feribot iskelesinden, kısa bekleyişin ardından feribota bindik. Hep birlikte, feribotun üst katındaki kantinden çay kahve almak için yukarı çıktık. Faaliyet öncesi kaynaşma için çok faydalı oldu.

 

03 Aralık 2011 Cumartesi

Bütün gece yürüyeceğimizi bildiğimiz için, Topçular’a indikten  sonra Çınarcığa kadar biraz dinlendik. 01.45’de Teşvikiye Köyü Mezarlığı yanında indik. Bagajdan aldığımız çantaları yüklendikten sonra, tek sıra halinde sıraya geçtik. Yürüyeceğimiz için hafif üşüyecek kadar giyindik ve sularımızı kolay çıkartabileceğimiz yerlere yerleştirdik. Aldığımız teorik derslerden öğrendiklerimizden yola çıkarak, mola verdiğimizde giyinebilmek için üst katmanlarımızı ve atıştırmalık yiyeceklerimizi, çantamızın üst kısmına koyduk. Yürüyüş kuralları sayıldı. Bunlar; gece yürüyüşünde kafa lambası veya feneri kullanmamak, yürüyüş esnasında konuşmamak ve eller cepte yürümemek, telefonların kapalı olması ve kulaklık takmamak, tek sıra yürüyüş düzenini bozmamak gibi… 02.00’da yürüyüşe başladık.Bir süre araba yolu kenarından yürüdük ve saat 02.45’de ilk molamızı araba yolundan ayrıldıktan hemen sonra verdik. Burada kurallardan bazıları ve ince giyinmemiz gerektiği, hatırlamayanlar için tekrar hatırlatıldı. Ardından eğimin arttığı yerlerde yürümeye başladık. 04.00 civarı ikinci molamızı verdik. Hava biraz soğuktu ama soğuk, sadece burnumuzda hissediliyordu çünkü tüm vücudumuz, yürüyüşten dolayı ısınmıştı. Tekrar yapraklarla dolu nereye bastığınızın belli olmadığı, engebeli ve dik patikada tırmanmaya başladık. Ay ışığı önümüzü görebilmek için yeterliydi, gecenin nemi bitkilerin kokusunun burnumuza taşınmasında yardımcı oluyordu Ve derin nefes alınca yorgunluktan eser kalmıyordu.

 

05.30’da ikinci molamızı verdik. Bu noktadan köyün ışıklarını görebiliyordum pusulamdan köyün nerede olduğunu kontrol ettim ve kaç derece olduğunu not defterime yazdım. Burada biraz yorulanlar, grubu yavaşlatmaması için öne alındı bense olayın gerçekten keyfini alıyordum ve hiç yorulmamıştım bu yüzden grubun en sonuna geçtim. Tabi ki grubun en sonunda tecrübeli birisi olmak zorundaydı ve benim arkamda da Murat vardı. Aralıklı olarak yapılan telsiz konuşmalarına ister istemez kulak misafiri oldum ve aslında 86 kişilik grupla tek sıra halinde dağa tırmanmanın idare edilmesinin, göründüğü kadar kolay olmadığını anladım. Bazen kopmalar oluyordu ve aralara giren tecrübeli arkadaşlar tempoyu buna göre, telsiz iletişimi ile ayarlıyorlardı. Gün ışımaya, doğa kendini göstermeye başlamıştı ve tabi artık önümüzü de görebiliyorduk. Yürüyüş esnasında sık sık derenin sesini duyabiliyordum. Ayağında problem olan bir arkadaşımız vardı ve sanıyorum bu mola biraz mecburiyetten olmuştu. Tek sıkıntım, çok kalabalık olan ekibin sürekli olarak kısa süreli durması oldu. Çünkü tempomu çok bozuyordu bu ve kısa süreli durmalarda uykum geliyordu. Galiba bir süre uyuklayarak yürüdüm.

 

07.22’de bir mola daha verdik. Gün ışıdığı için, hangi arkadaşımın ne kadar yorulduğunu yüzlerinden görebiliyordum artık. Kıyafetlerim ve ekipmanım, baton dışında tamdı. O yüzden hiçbir sıkıntım yoktu. Bulduğum ağaç dallarını baton gibi kullanıyordum ancak yine de batonun ne kadar önemli olduğunu anladım. %20 kadar enerji tasarrufu sağlıyor bu araç ve sonraki aktiviteye almayı planlıyorum.

 

 

09.05’de bir mola daha verdik. Gerçekten yorulan ve zorlananlar oluyordu, hiç yağmur çamur olmadığı halde. Her verdiğimiz molada eğitmenler sıkıntımız olup olmadığını soruyorlardı ve yapmamız gerekenlerden bahsediyorlardı.  Artık asfalt yolda yürüyorduk, tempo çok iyiydi biraz yükseklere çıktığımız için yer yer güzel manzaralarla karışılaşıyorduk. Hiç yaprağı kalmayan gürgen ağaçlarından ve gürgen ormanının içinde tek tük olan yeşil çamlardan, gelecek baharın güzelliği ve sarı son baharın melankolisi şiir gibi kendini okutuyordu.

 

 

11.00’da Dermece yaylasındaki kamp alanına vardık. Tek sıra halinde dizildik ve eksik veya fazla var mı diye sağ baştan saydık. 70 kişi tüm ekip buradaydı. Tuvalet alanı ve sigara içenler için, sigara alanı gösterildi. Bunun dışına çıkmak yasaktı. Çadırları kurmadan önce çantaları yanlış taşıdığımız ve yanlış doldurduğumuz için sırt ağrısı çektiğimizi gören eğitmenlerimiz, bu konu hakkında eğitim verdiler. İki gruba ayrıldık ve bilemeyenler için nasıl çadır kurulduğu, ballıkayalardan sonra tekrar anlatıldı. Kampta bir de misafirimiz vardı. Yazdan beri çok nadir insan gören pamuk gibi bir köpek, bizi görünce çılgınca sevindi ve hepimizin üzerine tek tek atladı, kendini sevdirdi, oyunlar oynadı.

 

 

Kamp düzenine geçtik. Grid düzen tekrar anlatıldı. Daha kaliteli çadırlar rüzgarın geldiği yönde ve en dışta kuruldu ve en kötü olanlarsa en içte oldu. 16.00′ ya kadar serbest bırakıldık. Bu sırada, yemek yiyip uyudum ben. Güneş çok güzeldi ve matımı aldım, dışarıda uyudum.

 

 

16.00′ da toplandık tekrar ve kaynaşabilmemiz adına oyunlar oynadık. Ayrıca ocak eğitimi de aldık.  Ve tekrar serbest bırakıldık. İlk defa kamp ocağında yemek yaptım, az sayıda olan ocaklarımızı diğerleriyle paylaştık. Dağcılık paylaşmanın öğrenilebileceği en güzel aktivitedir diyebilirim. Düğüm eğitimi almayanlara tekrar düğüm eğitimi verildi.

 

22.00 için mutlak sessizlik saati duyruldu ve sabah 07.30’da hazır beklememiz istendi.

 

04 Aralık 2011 Pazar

Gece soğuktu. Toprak buzluydu sular buzluydu. Uyku tulumum inceydi ama çok kalın giyindiğim için geceyi atlattım ama en yakın zamanda kaliteli bir uyku tulumu almam gerekiyor.

 

07.30’da hazırdık. Ancak kimse, sıcak bir şey içmemişti ve yemek yememişti. Bu da, hazır olmadığımız anlamına geliyordu çünkü sabah sıcak sıvı içmeden güzel bir gün geçirmemiz çok zor. ”Kampta ocağı sönenin, ocağı söner” lafı tekrar hatırlatıldı. Gidip sıcak su hazırladık ve bir şeyler içtik.

 

Dönüşe başlarken...

 

Yola koyulmadan önce çadır kur boz, grid düzene geçme eğitimlerini tekrarladık. Kendi söylediğimiz sürede yapmaya çalıştık hep. Limit bizim dilimizden çıkan rakamdı yani. Çadırları değiştirip tekrar kurduk, bu sefer başkasının çadırını kurmakta zorlandık ama bu da başka bir çadırı kurmayı öğrenmemiz için faydalı oldu.

 

 

11.00’da tek sıra halinde, tüm kamp yükümüzle bekliyorduk. Yeni bir duyuru yapıldı, bundan sonra 4 uyarı alanın kulüple ilişkisi kesilecekti. 11.15’te yürümeye başladık. Yollarda birçok noktada  avcılar vardı. Çöp poşetlerimizi kışın delmece yaylasında çöp toplanmadığı için, yanımızda taşıdık.

 

 

13.35’te molamızı, dipsiz gölleri geçtikten biraz sonra verdik. Ancak bu sefer, gece tırmanırken asfalt yola çıktığımız noktadan daha aşağıda bir noktadan girdik patika yola. Kahvaltı etme fırsatı bulamayanlar kahvaltı etti ve ben yürüyüş esnasında fotoğraf çekmek yasak olduğu için fotoğraf çektim. 13.50’de mola bitti ve patikadan yürüyüşe başladık. Molada yiyeceğimizi paylaştığımız Teşvikiye köyünün köpekleri ( tasmalarında yazıyor ), biz köye gidene kadar sürekli bizi takip ettiler. İlk gün gece geçtiğimiz yolları bu sefer gün ışığında geçiyorduk ve gece neleri kaçırdığımızı anladık. Doğa muhteşemdi. Oryantiringcilerin objeleride gözümden kaçmadı.

 

16.10’da iki önceki gece yürüyüşe başlarken ilk mola verdiğimiz yerde tekrar mola verdik. Araç geldi ve çantaları araçlara bıraktık. Çok yorulanlar için yapılan bir güzellikti bu ama, ben faydalanmadım çünkü hiç yorulmadım.

 

17.00’da mezarlığın yanında arabalar bizi bekliyordu. Ocakları geri verdik. Kadıköy ve Yıldız servisleri olarak ayıldık. Bizi görünce simitçi gelmişti oraya, Hüseyin simit alıp bize dağıttı sağolsun. 17.30’da yola çıktığımızda hava kararmıştı. 20.30 sularında Yıldız’a vardık ve vedalaştık.

 

 

——————————————————————————————————————————————————

 

Faaliyet : Çınarcık Eğitim Faaliyeti

Tarih: 02 – 03 – 04 Aralık 2011

Ekip: 70 başlangıç grubu, 16 gelişim ve eğitmen, toplam 86 kişi

Yazan: Göknil Ünal

 

02 Aralık 2011 Cuma

21:50 sularında Yıldız Kampüsü’ nde toplanmaya başlayan Beşiktaş grubu otobüsle ve Haldun Taner’de toplanan Kadıköy grubu minibüsle 22:30’da faaliyet için yola çıktı. Yolculuğun ilk anlarında dağıtılan bufflar ve not defterleri herkesin faaliyete mutlu başlamasına neden oldu. 23:15 civarında Beşiktaş otobüsü Eskihisar Vapur İskelesi’nde Kadıköy minibüsünü beklemek üzere durdu. Bu sırada birkaç dakika daha uyumak isteyenler otobüste kaldı. Diğerleri ise üşümeye alışmak için dışarıda oyalandı=) 3 Aralık’ı 4 Aralık’a bağlayan dakikalarda vapurumuz, Yalova’ya doğru yol almaya başladı.

 

03 Aralık 2011 Cumartesi

Vapurdan sonra da motorlu taşıtlarla süren yolculuğumuz, 01:40’da tamamen son buldu. Çantalar sırtlara yüklendi. Upuzun tek sıramıza geçerek ilk, “ sağ baştan say”ımızı gerçekleştirdik. Faaliyet sonuna kadar her sayımda, “70 son” ifadesini  duymak ümidiyle 02:00’de, tabana kuvvet yürüyüşe başladık. İlk olarak asfalt yoldan başlanan yürüyüş,kısa bir süre sonra patika formatına dönerek, öğlene yakın bir saate kadar öyle devam etti. Yürüyüşe üşür vaziyette başlamayanlar, bu durumun önemini yürüyüşten 35 dakika sonra anladılar. Eğitmenlerimiz ilk molayı bu nedenle verdi. Ekip fazla giysileri çıkarırken; genel yürüyüş kurallarının üstünden geçildi ve cevabı beklenen sorular yanıtlandı. Havada keskin bir soğukluk yoktu. Bir süre sonra eldivene bile ihtiyaç duymadığımı hatırlıyorum. Gökyüzü bulutsuzdu ve çok fazla sayıda yıldız, 86 kişilik tek sıra ekibimizi izliyordu. Diz boyuna yakın kuru yaprak yığınları patikada bizi hiç yalnız bırakmadı. Çok zorlu bir yürüyüş olmadığının farkındaydık. Çünkü bundan önceki senelerde gerçekleştirilen Çınarcık eğitim faaliyetlerinin neredeyse tümü yağışlı, soğuk ve zorlu şartlar altında olmuş. Artık şans mı desek ne desek damla yağmur değmedi üzerimize=) İnişli çıkışlı taşlı çakıllı yolları aşarak ve yaklaşık iki saatte bir verilen dört mola (molalarda sürekli sıvı takviyesi almamız konusunda uyarıldık) ile birlikte YTÜDAK ekibi, 11:20‘de kamp alanına vardı. Başlangıç ekibinin yüzünde;  yorgunluk ve zafer karışımı ile oluşan gülümseme,  kısa bir dinlenişin ardından grid düzende çadırları kurmaya kadar sürdü. 20 kadar çadırın 70 kişi tarafından düzen içinde kurulması çok kısa bir süre içinde olamadı tabii ki.. Ancak bir süre sonra eğitmenlerimizin  uyarı ve önerileriyle, kamp alanımız kullanılmaya hazır hale gelmişti. Daha sonra su kaynağının yeri ,tuvalet alanı ve sigara içme alanı gösterildi.  Ardından 13:15 gibi, yemek ve dinlenme için 16:00’ya kadar süre verildiği duyuruldu.

 

16:00 itibariyle 70 tam başlangıç grubu, ocak eğitimi aldı. Konu ile alakalı alakasız kafalarda oluşan tüm sorular yanıtlanarak, oyun bölümüne geçildi. İlk önce ekip iletişiminin gelişmesi amacıyla bir oyun oynandı. Ardından yine ekip olarak hızlı ve doğru bilgilerle sıralamalar yapıldı. Böylece başlangıç grubumuzda, 1967’liden 1995’liye kadar her yaştan üyenin olduğunu ; ayrıca 35’ten 47 numaraya kadar her numaradan ayağa sahip bir grup olduğumuzu öğrendik=) hava tamamen kararmıştı. Yüzler gülüyordu ancak akşamın getirdiği soğuğu kimse inkar edemezdi. Herkes sıcak besinler almak için ocaklarını kullandı ve düğüm dersi için çadırlarında eğitmenlerini beklemeye koyuldu. ( Gerçi burada kendi adıma konuşmuş oldum. Çoğu kişi bu vakti nasıl değerlendirdi çok fazla fikrim yok=)). Ballıkayalar Faaliyeti’ne gelenler düğümleri tekrar etmiş olurken, diğer arkadaşlar da düğümleri öğrendiler.

 

Mutlak sessizlik vaktinden sonra, herkesin birbirine sorduğu soru şuydu: “Bu soğukta gece yürüyüşüne kaldırılacak mıyız?”. Akla ilk olarak kötü bir eylemmiş gibi gelse de mantık yürüttüğümüzde, vücudu ısıtmak ve daha rahat bir uyku çekmek için önemli olduğunu anlayabiliriz. Ancak..

 

04 Aralık 2011 Pazar

Eğitmenlerimiz gece yürüyüşünü bu faaliyet için gerekli görmemişler ki, saat 07:30’da hazır olmak üzere uykumuzdan sabah uyandık. Sıcak sıvı alıp sıraya geçmemiz için sürekli uyarıldık. Ancak tüm uyarılara rağmen, ekipçe uymamız gereken saatleri kaçırdığımız gerçeği, bu sefer biraz daha abartılmış bir şekilde yaşandı. Sıraya geçtiğimizde ekipçe ne tür bir ceza alacağımızı düşünürken; sandığımızdan da anlayışlı ve sabırlı olan eğitmenlerimiz,  dağcılıkta zaman kavramının neden çok hassas bir konu olduğunu bir kez daha ayrıntılı şekilde açıklayarak  süregelen eğitimlerine devam ettiler. Grid düzende çadır kurup kaldırma işini zamana karşı başarmaya çalışan ekibimiz, çadırları son kez toplayıp perlonlarını da çektikten sonra dönüş yoluna girdi. Yolun yarısı asfalt, diğer yarısı da patika olmak üzere iki molalı altı saatlik dönüş yürüyüşümüz saat 17.00’de son buldu. Bu yolculuğun son iki buçuk kilometresini, çantasız olarak yürüdüğümüzü söylemeden geçemeyeceğim doğrusu=)

 

Otobüs ve minibüse yerleştikten sonra sakin bir yolculuk geçirdik. Vapurda içilen sıcacık çaylarla birlikte yapılan sohbetler, ekipçe birbirimize ısındığımızı fark ettirdi herkese. Oldukça kalabalık ve bir o kadar da şanslı olan başlangıç ekibinin eğitimi için gerçekleşen 2011 Çınarcık Eğitim Faaliyeti; Kadıköy ve Beşiktaş’ta son buldu. ( “70 son” ile )

Cevapla