Duyurular
Anasayfa » Faaliyet Raporları » 2012 » Trans Aladağlar Eğitim Faaliyeti
Kokorot Vadisi

Trans Aladağlar Eğitim Faaliyeti

Yazan:  Ebru Aktaş

23 Haziran Cumartesi

Bu yılın en heyecanlı faaliyetlerinden biri olan Trans-Aladağlar Faaliyeti için 45 dk. erkenden varmıştım bile Harem’e. Bir süre bekledikten sonra yavaş yavaş kırmızılı,yeşilli Ytüdak t-shirtleri gözükmeye başladı Niğde Aydoğanlar Turizm’in etrafında. Heyecanla faaliyet hakkındaki fikirlerimizi, yanımıza aldığımız eşyaları birbirimize anlatmaya, çantalarımızı kıyaslamaya başladık. Otobüsümüz 21.30’da yola koyuldu.

 24 Haziran Pazar

Sabah 7.00 civarı Aladağlar Kış Faaliyetinden tanıdığımız Niğde Terminalini tekrar görmek, bizi mutlu etti.Burada farklı illerden gelen ekibimizin diğer üyelerini de alıp tekrar yola çıktık.

Salim Abi, traktörlere yerleşmemize yardım ettikten sonra yaklaşık yarım saat süren yolculuk sonrası, Sokulupınarı’na kamp attık. Yemek molasından sonra geleneksel tırmanış aletlerini daha iyi tanımamız için yapılacak eğitime hazır olmamız istendi.

18 kişilik başlangıç grubu olarak Trans-Aladağlar Faaliyetimizin ilk eğitimi için yola koyulduk. Kamp alanının üst kısmında yer alan ve geleneksel için uygun çatlakları barındıran duvarın yanına vardık. Rauf sırayla temel tırmanış aletlerini tanıttı. Sonra uygulamalı olarak duvarda yükselerek, kullanımını gösterdi. Sonra da bizden, bu aletlerden 3’lü istasyonlar kurmamızı ve istasyona oturmamızı istedi. Şanslı sayılırdım, kolayca çatlak bularak 2 kere farklı istasyon yapıp oturabildim. Yağmurun hafif muhalefetine rağmen eğitimimizi tamamlayıp, kamp alanına döndük.

Mutlu mesut başladığımız Trans-Aladağlar Faaliyetimizin ilk gecesi, gökyüzüne fener yollayıp günü tamamladık. Yarın uzun mesafe yürüyeceğimizi bildiğimiz için erkenden dinlenmeye çekildik.

 25 Haziran Pazartesi

Sabah 6:00’da kamp yüküyle tek sıra halinde hazırdık. Bugünkü hedefimiz Sokulupınarı’ndan başlayarak, Karayalak Vadisi’ni takiben Kapı’dan geçmek, Çelikbuyduran Boğazı’ndan ilerleyerek Yedigöller Platosu’na vararak kamp atmaktı.

 

Karayalak Vadisi'nde Yürüyüş

 

Karayalak Vadisi

 

Yürüyüşün başlarında hava ılıktı ve grubun tempolu yürüyüşüne yardımcı oluyordu. Başlarda hafif yorgunluk hissetmeme rağmen, ilerledikçe yorgunluk geçti ve yakaladığım tempoyla Kapı’ya kadar rahat bir yürüyüş gerçekleştirdim. Vadiden Kapı’ya doğru ilerlerken, ileride hangi yönde gideceğimizi kestirmek zor gözükmüştü. Yaklaştıkça buraya neden Kapı denildiği daha iyi anlaşıldı. Kapı’dan Çelikbuyduran’a kadar sürekli artan bir irtifa söz konusu. 2100 metredeki Sokulupınar’dan 3400 metredeki Çelikbuyduran’a çıkmak hepimiz için uzun ve yorucu bir yürüyüş olmuştu. Isınan hava da pek yardımcı olmuyordu. Bu esnada grubun sabit bir temposu olmadığından ayrılmalar yaşandı. Lara ve Binnur’la iyi bir takım ruhu sergileyerek sıranın arkasındaki yerlerimizi aldık :). Bizim gibi arka kısımda kalanların sayısı fazlaydı ve Hüseyin’le Bora başta olmak üzere eğitmenlerin ilgi ve motivasyonları sayesinde yola daha iyi bir şekilde devam edebildik. Çelikbuyduran’daki su kaynağının yanında verilen molaya kadar zorlanmıştık. Burada yaklaşık yarım saatlik bir mola verildi ve grup daha dinç bir şekilde yola koyuldu. Emler tepesinin önündeki düzlüğe vardığımızda 2 dk’lık bir mola verip, Emler Zirve’yi deneme kararı aldık ve yola koyulduk. Teknik açıdan bir zorluğu olmayan ama uzun yürüyüş gerektiren bir zirve yolculuğuydu. Havanın bozmasından dolayı batonlardan cızırtılar gelince, yıldırım düşürebileceği sebebiyle batonları bir kenara koyup yola devam ettik fakat yine de zirvedeki yıldırım riski sebebiyle az bir yol kala geri döndük. Yağışın başlaması üzerine vakit kaybetmeden çantalarımızı yüklenip hızlı bir tempoda Yedigöller platosuna doğru ilerledik.Yürüyüş, gittikçe alçalmamızı sağlayan bir patikadan oluştuğu için yorulmadan hızlı bir şekilde, yaklaşık 45 dk’lık bir yolculuk sonrası kamp atacağımız alana vardık. Bize 3 gün ev sahipliği yapacak Direktaş Tepesi’nin önündeki düzlüğe kampımızı attık.

 

Yedigöller Kamp Alanı

İrtifa kaybederek ilerlemek yorgunluğumuzu almıştı. Toplanarak ileriki günlerdeki planlardan bahsedildi. Ya yarın ip inişi ve geleneksel eğitimini seçecektik ya da zirve denemelerini. Perşembe günü tekrardan uzun yürüyüşe geçeceğimiz için baştan biraz yorulalım, Çarşamba dinlenip perşembe dinç bir şekilde yola çıkarız mantığıyla hareket ederek, yarın zirveleri denemeyi planladık.

Yemek listemizin temel 2 ögesi olan bulgur ve kuskus arasında gene kararsız kaldık. Bulgurda karar kılıp, erkenden dinlenmeye koyulduk.

 26 Haziran Salı

Sabah erkenden yürüyüşe başladık. Kamp yükü olmadan yürümek, gerçekten daha az yorucuydu ve bir önceki günkü gibi kopmalar yaşanmadı, grubun temposu bozulmadı. Yaptığımız ilk zirve 3500 m. yükseklikteki Adsız Tepe’ydi. Bu zirve çıkışında taş düşmeleri dikkat edilmesi gereken bir unsur. Yürümekten ziyade kayalar üstünde tırmanarak yükselmek gerçekten çok eğlenceliydi. Tabi kenarlarda tuttuğumuz kayaların elimizde kalması sebebiyle, bize pek sağlam bir destek oldukları söylenemezdi ama böylece dikkatimizi daha iyi koruyorduk. Zirveye vardıktan sonra isimlerimizi kağıda yazdık, böylece ilk zirvemizi de gerçekleştirmiş olduk. Kısa bir dinlenmenin ardından3600 metre irtifadaki H3 tepesine doğru yola çıktık. Zaman zaman kar-buz karışımı yollardan geçmek farklılık yarattığından yürüyüşü daha zevkli hale getiriyordu. Bu zirvede de biraz dinlendikten sonra sadece başlangıç grubu olarak  3600 metre irtifadaki diğer zirve olan H2’ye doğru yola çıktık ve kısa bir süre sonra zirveye vardık. Fotoğraf çekindikten sonra tekrar H3’e geri döndük ve H4 zirvesini yapan eğitmenlerle buluşarak geri dönüş yolunu tuttuk.

 

Adsız Tepe

 

H3 Tepesi'ne Çıkan Sırt

 

H2 Ve H3 Tepeleri

Dönüşü H3 ile Adsız Tepe arasında kalan bir bölgeden gerçekleştirmeye başladık. Eğlenceli ve zevkli bir inişti. Dik yamaçta küçük çakıllar aşağıya istemsiz kaymanızı sağlayabiliyordu bazen. Yamacın sonu kar-buz çarşağıyla bitiyordu ve kimimiz kayarak inmeyi, kimimiz de yürüyerek inmeyi tercih etti. (Yürüyenlerin sonu da kaymakla sonuçlandı çoğu zaman) Kısa bir eğlenceden sonra dönüş yoluna devam ettik. Dönüş yolunda başlangıç grubunun ikiye bölünüp, ayrı yollardan gitmesi rahatsız ediciydi. Yine de aynı sürede kamp alanına varıldı.

 27 Haziran Çarşamba

Bugün diğer günlere nazaran daha az yorucu bir eğitim söz konusuydu. Bir sonraki gün tekrardan yürüyüşe başlayacağımız için, günü yorulmadan bitirecektik. Su kaynağının bulunduğu yerin yakınındaki kayalarda geleneksel çalışmak için, saat 10.00’da yola çıktık. Herkesten yine kendi istasyonunu kurup, oturması istendi. Yaklaşık 1 saate kadar herkes istasyonunu tamamlayıp, test etti. Çoğu başarılıydı.

Daha sonra 6’şar kişilik 3 grup olarak, kendi istasyonlarımızı kuracaktık. Yaklaşık olarak grup başına 2 saat verildi.Kendi istasyonumuza ek olarak, kulübün ikramı olan tek sikkeli back-up ile inişlerimizi gerçekleştirdik. Sonuç olarak her 3 grup da başarıyla eğitimi tamamladı.

Eğitimin ardından başlangıç grubuna gerek sabır, gerek uyum gerektiren farklı bir oyun oynattırıldı. Herkesin ayak bileği yanındaki arkadaşının bağlı şekilde, 2 farklı grup olarak ortadaki taşlardan aynı anda geçerek,diğer grubun yerine varması istenildi. Çoğu zaman ortaya kadar gelip,gruptan birinin düşmesiyle tekrar başa döndük.Oyunu başarıyla tamamlayamasak da, en azından benim için, arkadaşlarımın panik anlarında nasıl davranacaklarını öğrenmem açısından faydalı bir oyun oldu diyebilirim.

Oyun biter bitmez çadırlara çekildik ve akşamı çantaları dengeli yerleştirmek ve çadırı toplamakla geçirdik.

28 Haziran Perşembe

Sabah kampı yüklenip, rotayı kuzeye çevirerek ilerlemeye başladık. Büyük Göl’ün yakınından geçerken mola verdik. Yaklaşık 1-1.5 saat sonra Rauf rastladığımız turist rehberinden varacağımız yer için farklı ve daha kolay bir güzergah tarifi aldıktan sonra, daha yüksek tempoda yürüyüşümüze devam ettik. Ve kendimizi başka bir Adsız Tepe’ye tırmanırken bulduk. Bazı yerlerde çantalarla tırmanmak yine eğlenceli gelmişti.Sonra gittikçe irtifa almamızı sağlayan bir yürüyüş etabı sonucunda zirveye vardık. Burada yaklaşık yarım saatlik bir mola vererek, iyice dinlendik. Daha sonra Adsız Tepe’den Tekekalesi Tepesi yönüne doğru sürekli irtifa kaybederek ilerlemeye başladık. 3517’lerden 3300’lere indik.

Tekekalesi Tepesinin de alt kısımlarından inişe devam ederken bir mola daha verdik ve bu molada hangi yöne gideceğimiz bulunmaya çalışıldı. Sonra Akçay Geçidinin alt kısmında kalan düzlükte kamp atımına karar verildi. Geceyi bol miktarda köstebek yuvası ve çiçekler bulunan bir zeminde geçirmiş olduk.

29 Haziran Cuma

Sabah 10.00’da kamp yüküyle yürüyüşe başladık. Yürüyüş sırasında Maden Boğazı olarak adlandırılan etkileyici güzellikteki bir alandan geçtik. Yola devam ederken yoldaki traktör izleri yakınlarda bir yerlerde Salim Abi  bizi bekliyor mudur ki acaba diye merak oluştursa da beklenen olmamıştı. (Balık restaurantına kadar yürüyüşümüzü sürdürmüştük). Bir sonraki mola yerimiz Karagöl’dü. Gerek suyuyla gerek havasıyla uzun süre mola vermemizi sağladı. Mola sonrası Karagöl’ün üst kısımlarına doğru yürüyüşe geçtik ve yukarıda bulunan kaya bloklarının yakınına gittik. Burada kendi çakacağımız tek bir sikke ile kendi inişimizi gerçekleştirmemiz istendi. Eninde sonunda bu tarz bir durumla karşılaşılabileceğimizden bu eğitimi çok faydalı bulmuştuk ve taşlık alana oturup sıranın bize gelmesini beklemeye başladık. 2’şerli gruplar halinde yukarı çıkılacaktı. 2 farklı iniş zemini oluşturulmaya çalışıldı fakat birisindeki ipin kayaya dolanması ve uzun çabalar sonucu sorunun çözülememesi üzerine vakit kaybı olması istenmediğinden eğitim iptal edildi. Hafif hayal kırıklığıyla Karagöl’ün yanına indik ve kamp yükünü sırtlanarak tekrardan yürüyüşe başladık. Uzunca süre düz bir zeminde yürümüş olmamıza rağmen yorucu olmayan bir yürüyüştü. Yolda geçerken çoban köpeklerinin görevlerini yaparak bize mini bir göz dağı vermeleri de pek iç açıcı değildi fakat grup olmanın avantajını kullanarak hızlıca geçerek, köpekleri arkamızda bıraktık.

 

Karagöl'e Doğru Yürüyüş

 

Karagöl

 

Bir süre sonra uzakta köy görününce herkes birbirinin önüne geçerek, daha hızlı bir şekilde yürümeye başladı.  (Balıkların kokusu gelmiş olsa gerek)

 

Akşam üstüne yakın restauranta varmıştık, günler sonra nispeten daha temiz kıyafetlerimizi giyerek akşamın tadını bol miktarda alabalıkla çıkardık.

Daha sonra masalar birleştirildi ve alışıldık faaliyet sonrası durum değerlendirmesi yapıldı. Eksiklikler, hatalar,  artılar, eksiler, yapılması gerekenler, nedenler vs. konuşuldu. Geceyi  mat ve tulumlarımızla restaurantın zemininde rahat bir uykuyla geçirdik.

30 Haziran Cumartesi

Saat 10:00 gibi hazırlanıp, tırmanma eğitimi ve ip inişi için köyün girişinin karşısında bulunan, deponun üst kısmında kalan kayalık alana doğru yola koyulduk.

Tırmanacağımız rotaları kendimiz oluşturduk. Ekip olarak istasyonumuzu kurduk ve sağlamlığını test ettirdikten sonra kolay sayılabilecek bir rotada çalışmaya başladık. Bu sırada Sefa ve Sinan grubun diğer kısmının ip inişlerini gerçekleştiriyordu. Rotayı çıktıktan sonra ip inişi için sıraya girdik.

Uzun ve bol miktarda balkon içeren kaya bloğundan inmek oldukça zevkliydi. İp inişi yapılan yerin yakınında açılan, nispeten daha zor gözüken rotayı, vakit yetmemesi sebebiyle tırmanamamak üzdü. Restauranta sipariş edilen balık ekmekler de yenildikten sonra 1 gün daha Niğde’de kalıp faaliyet gerçekleştiricek ekibi uğurladık.

Bizi Niğde terminaline götürecek arabayı beklemeye başladık.Köyün yerlilerinden bir teyzenin kiraz ikramı eşliğinde otobüsteki yerlerimizi aldık. Daha sonra Rauf’un Niğde merkezi gezdirmesinden sonra yemek molası için ayrıldık.

1-2 saat sonra Niğde Kalesi’nde toplandık ve oldukça hararetli bir sohbeti olan çaycı amcanın hikayeleri eşliğinde Niğde Kalesi’ni tanıdık. Akşam 21.30’da otobüsteki yerlerimizi almışık.

 1 Temmuz Pazar

Sabah 7.45 civarı İstanbul’a varıldı. Bu yılın en farklı ve eğlenceli faaliyetlerinden birini de tamamlamış olduk. Emeği geçenlere teşekkürler!

 

Kokorot Vadisi

 

Faaliyet Güzergahı

Cevapla