Duyurular
Anasayfa » Faaliyet Raporları » 2016 » 3. Kış Temel Eğitim Faaliyeti – Uludağ

3. Kış Temel Eğitim Faaliyeti – Uludağ

FAALİYET : Uludağ 3. Kış Temel Eğitim Kampı

TARİH : 26.03.2016 – 27.03.2016

KAMP YERİ : Bursa – Uludağ Milli Parkı – Volfram Madeni – Keşiştepe Eteği / Civarı (Kuzey yüzü)

ULAŞIM : Kulüp tarafından kiralanan otobüs ile

KATILANLAR : YTÜDAK Başlangıç Grubu (16 kişi), Gelişim Grubu, Eğitmenler

Yazan: Osman Bahadır Tortop

Faaliyet Öncesi:

Faaliyet öncesi çadır partnerlerim Yusuf ve Gülsüm ile bir önceki faaliyetteki alışveriş listesine uymaya karar verdik. Önceki senenin faaliyet raporunu okuduğumda nelerle karşılaşacağımız az çok belliydi ve oldukça heyecanlanmama neden olan ilk zirvemiz bu faaliyetteydi.

Faaliyet 1. Gün – Cuma Gecesi – 25.03.2016:

İşten çıktıktan sonra eve geçip çantamı hazırlayıp, son hazırlıklarımı yaptıktan sonra otobüsün kalkacağı Yıldız’a doğru yola çıktım. Otobüs 5 dakika gecikmeyle 22.05’te Beşiktaş-Yıldız’dan hareket etti.22.30’da Göztepe’den 2 arkadaşımızı daha alarak feribota doğru yol almaya devam ettik ve Uludağ Milli Park’ına 02.40 ta giriş yaptık. Önceden baktığımız hava durumu bizi yanıltmadı ve yoğun kar yağışı altında oteller bölgesine devam ederken otobüs bir yerden sonra ilerleyemedi. 5 arkadaşımız arkadan otobüse destek olarak kaldığımız yerden tekrar hareket etmemizi sağladı. Daha sonra yolda giderken doldurduğumuz katılımcı listesini gelişimdeki arkadaşlarımız jandarmaya teslim etti ve oteller bölgesine geldik. Malzeme tesliminden sonra yürüyüşe hazırlanarak tek sıraya girdik ve 04.10’da yürüyüşe başladık. Yeni yağan kar irtifa aldıkça daha fazla kara batmamıza neden oluyordu. Uludağ’ın değişken havasını da bu faaliyette iyice görmeye başladık. Kar fırtınası ve sisli bir hava altında kamp yapacağımız bölgeye doğru yürümeye devam ettik.
1

Yoğun rüzgar nedeniyle kamp alanımız bir önceki Uludağ faaliyetinden farklı bir yer oldu. Rüzgarı kesen bir sırtın arkasına geldiğimizde saat 06.50’yi gösteriyordu. Çantalarımızı indirip kısa bir mola verdikten sonra kar duvarı yapmaya başladık.Karın yeni yağmış olması nedeniyle ilk olarak kar yığarak duvar oluşturmaya başladık. Üstte kalan toz karlar azaldıktan sonra sert karla karşılaştık. Kazma ve kürek kullanarak kar blokları çıkararak duvarımızı sağlamlaştırdık. Yeterli yüksekliğe ulaştıktan sonra duvarın içine geçip çadırlarımızı kurmaya başladık. Duvarı örerken 09.30’da kazma düşüş eğitimine hazır olacak şekilde sırada olmamız söylendi. Çadırlarımızı kurarken bölgenin küçük olması ve biraz yanlış hesaplamamız sonucu kar duvarını biraz genişletmek zorunda kaldık. Aksi halde çadırlarımızı gerdiremeyecek ve çadırlarda nem oluşmasına neden olacaktık.

Kamp Alanı

 Kamp Alanı

Alanı genişletip çadırlarımızı kurduktan sonra kahvaltı yapıp, sıcak sıvı aldık. İlk toplanmamıza 10 dakika geç kaldık. Eğitmenimiz bu konuda bizi uyararak, kazma düşüş eğitimi yapacağımız bölgeye doğru yola çıktık. Sisten dolayı gideceğimiz bölge gözükmüyordu. Alana vardıktan sonra yanımıza aldığımız matlarla kazma düşüş eğitimi için iki tane parkur oluşturduk. Önceki kış faaliyetlerinde eğitimini aldığımız kazma düşüşünü eğitmenimiz Şükrü tekrar hatırlatarak kaymaya başlamamızı istedi. Sırayla yüzüstü baş aşağı, yüzüstü baş yukarı, sırtüstü baş aşağı, sırtüstü baş yukarı düşüşlerini sağ ve sol elde olmak üzere sekiz farklı pozisyonda defalarca gerçekleştirdik. Düşüşleri defalarca tekrarlayarak eksik yanlarımızı görme ve giderme fırsatı yakaladık. Son kış faaliyetimiz olduğu için uzun süre bu pratiği yapamayacak olmamız daha fazla yapma isteği doğurdu.Eğitmenimizde genel olarak düşüşleri başarılı bir şekilde gerçekleştirdiğimizi söylemesine rağmen biz bir önceki faaliyette daha iyi yaptığımız için performansımızı beğenmemiştik.Mola verip sıcak sıvı alıp ve bir şeyler yedikten sonra, eğitmenimiz eğitime devam edip etmemek istediğimizi sordu. Eğitime devam edip son düşüşlerimizi yaparak 14.15’te kamp alanına döndük. 1 saat mola verilirken kar emniyet malzemeleri eğitimi için hazır olmamız söylendi. Mola yemek yapmak için kısa olduğu için bu molayı sandviç ve yeni kaynattığımız sıcak sıvıyla geçirdik. Malzemelerle sırada olduktan sonra eğitimi yapacağımız bölgeye yürümeye başladık. 4 kişilik gruplara ayrılarak önceki faaliyetlerde öğrendiğimiz, deadman, t profil, tek kazma, çift kazma ve kar babası ile emniyet alma çeşitlerini tekrarladık. Bu eğitimden sonra Dülfer inişi tekniğini uygulayarak ip inişi yapacaktık. Yeni bir şey öğreneceğimiz için oldukça heyecanlıydık. Eğitmenimiz Şükrü Dülfer inişinin nasıl olduğunu uygulayarak gösterdi.
3
Bu inişte ipi karabina ve perlonlar yardımıyla kayaya sabitleyerek istasyon oluşturduk. Dülfer tekniğinde ip bacak aramızdan geçerek sağ kol altımızdan sol omzumuza doğru oradanda tekrar sağ kolumuzun arkasında kalacak şekilde ipi tutuyoruz, sol elimizle de bacak aramızdan geçen ipi önden tutuyoruz.İnişi ilk olarak gelişimden arkadaşımız Ayşe uyguladı. Daha sonra birer birer inişi gerçekleştirdik. Bu tekniği uygularken fazla aceleci olmamak gerekiyor yoksa sürtünmeden dolayı çeşitli yanmalar yaşayabilirsiniz.

Dülfer Tekniği

  Dülfer Tekniği

Eğitim esnasında Keşiştepe zirvesine yaklaşmıştık ve hava dona dönüştüğünden eldiven şapka gibi ekipmanlarımız dondu. İnişin teker teker yapılmasından dolayı inişten sonra hareketsiz kalarak ciddi bir üşüme yaşadık. Herkes inişi tamamladıktan sonra 19.30’da kamp alanına geri döndük ve bir saat mola verildi. Süre kar eritip yemek ve sıcak sıvı için az olduğundan sadece su kaynatıp hızlı çorba ve atıştırmalık birşeyler yemeyi terci h ettik. 20.30’daki toplanmaya da 8 dakika geç kaldık. Eğitmenimiz bu konuda bizi tekrar uyararak iglo yapımı için bizi iki gruba ayırdı. 3 kürek ve kazmalarımızla 2 tane iglo yapacaktık. Yeni yağan kar sabah kar duvarı yaparken bizi oldukça zorlamıştı, bu şartlarda iglo yapımı daha da zordu. Evden getirdiğim testereyi eğitmenimizden izin alarak kullanmaya başladık. Herşey iyi başlamıştı aslında, testere sayesinde oldukça güzel bloklar çıkartıyorduk. Bu şekilde igloyu kısa sürede bitireceğimizi düşündük. Ancak çıkardığımız kalıpları birbirine tutturmak oldukça güçtü. İlk katları yine testereyle törpüleyerek eğim vermeye başladık. Fakat bu şekilde ilerlemek işimizi oldukça uzatacaktı. Günün yorgunluğu da üstüne binince bir an önce igloyu bitirip dinlenmek istiyorduk. Karın elverişsiz olması, yorgunluk ve bu şartlarda nasıl bir yöntem izleyeceğimizi tam kestiremediğimizden, çıkardığımız bloklarla katları yükseltmeye başladık. Elimizden geleni yapıp ne olacağını görmek istiyorduk. Kısa süre sonra duvarlar dik şekilde yükseldi ve tepede birleşmesi zor bir hal aldı. Bu şekilde devam edemeyeceğimizi biliyorduk. Alternatifleri düşünüp içinden çıkamadığımız bu durum diğer etkenlerle beraber bizi bırakmaya zorladı ve kararımızı eğitmenimize söyledik. O da bırakabileceğimizi belirtti. Ama dinlenmek için diğer grubunda bitirmesi gerekiyordu. Diğer grup bizden daha farklı bir yöntem izledi. Yığma karla başladıkları duvara kalıp çıkararak ve eğim vererek doğru bir şekilde devam ettiler. Katların az olması ve her katta eğim verilmesi gerçekten sabır ve azim isteyen birşey bizde testere de olmasına rağmen o azmi gösteremedik ve bıraktık. Diğer gruptaki arkadaşlarımız bizden daha çok istediler ve bu isteklerini igloyu tamamlayarak gösterdiler. Eğitmenimizden izin alarak bizim çıkardığımız bloklardan da alarak iglolarını tamamladılar. Iglo bittikten sonra Şükrü iglo da kalmak isteyen var mı diye sordu. Önceki faaliyetlerden de igloda kalmaya hevesli olan ve canla başla çalışan arkadaşlarımız Aysu,Hasret ve Ayser igloda kaldılar. Iglo tamamlandığında saat 01.30’du.

İglo

 iglo

Sabah 08.00’da kazma düşüşüne hazır olacak şekilde yatmamız istendi. Çadıra girip tulumlarımıza çekilip hemen uyumak istedik. Tuluma girdikten sonra hemen uykuya dalmışım.

Faaliyet 2. Gün – Cumartesi Gecesi – 26.03.2016:
Gece sese uyandığımda ne olduğunu duyamadım ve partnerlerime sordum. Kalkmamız isteniyordu saati sorduğumda 03.00 olduğunu ve 03.30’da kazma ve kasklarımızla hazır olmamız söylediler. 1-1,5 saat uyumamıza rağmen 4-5 saat uyumuş gibi dinlenmiştim. Tulumdan çıkarak giyinmeye başladım. Çadırın içi oldukça soğuktu ve titrememe engel olamıyordum. Hemen üstümü giyip çadırdan çıkmayı kafama koydum. Bir an önce dışarı çıkıp hareket etmek istiyordum. Partnerlerime de acele etmelerini söyleyerek çadırdan çıktım. Çıktığımda dışarıda sadece eğitmenimiz Şükrü ve yan çadırdaki arkadaşım Ali’yi görebildim. Ali’yi görünce yalnız olmadığımı bilmek beni biraz rahatlattı. Hemen diğer çadırdaki arkadaşlarımın uyanıklık durumlarını kontrol ettik. Her çadıra teker teker seslenerek çadırda fazla kalmamalarını dışarının çadıra göre daha iyi olduğunu belirttim. Hava gerçekten yumuşaktı ve titremem dışarı çıkmamla son buldu. Ali’ye kalkmayanları kaldırmasını söyleyerek iglo da kalan Aysu,Hasret ve Ayser’in yanına gittim. Seslendiğimde uyandıklarını anladım. İyi olup olmadıklarını sorduğumda üşüdüklerini söylediler. Dışarı çıkmalarını onlara da tekrar ederek Ali’nin yanına döndüm. Diğer çadırdaki arkadaşlarımız yavaş yavaş çadırlarından çıkıp hazırlanmaya başladılar. Ben de hazırlıklarımı tamamlayarak tekrar igloya gidip iglodaki arkadaşlarımın durumuna baktım ve dışarı teker teker çıkmalarına yardımcı oldum. Onlarda hemen çadırlarına gidip hazırlanmaya başladılar. 2 arkadaşımız geceden rahatsız oldukları için kaldıramadık. Geri kalan herkes toplandı ve süreyi aşmadan toplanabildik. O yorgunluğun ardından kısa süreli bir uyku ve uyandırılmadan sonra bu şekilde organize olabilmek bizim potansiyelimizi gösteriyordu. Toplandıktan sonra Şükrü faaliyete gelmeden önce hayalini kurduğumuz şeyi söylediğinde hepimiz o saatte aynı heyecanı yaşıyorduk. Zirveye gidiyoruz! 1,5 saat hazırlanmamız için bize süre verdi. Bu süreyi istediğimiz gibi kullanabileceğimizi, zirvenin zorunlu olmadığını, gelmeyenlerin kötü değerlendirilmeyeceğini söyleyerek zirveye giderken yanımıza almamız gerekenleri tekrarladı. Herkes bir heyecanla çadırına giderek hazırlıklarına başladı. Partnerlerime bir şeyler yememiz gerektiğini söyledim. Gece faaliyetimiz geç bittiğinden yemek yemeden yatmıştık ve kaybettiğimiz kalorileri alamadan zirveye gitmek bizi epey zorlayacaktı. Hemen kahvaltı yapmaya karar verdik ve kar suyu eriterek hem çadırı ısıttık hem de zirve için sıcak sıvı hazırlamış olduk. Hazırlıklarımızı tamamladıktan sonra sıraya geçtik. 05.30’da zirve için yürüyüşe başladık. Son kış faaliyetimizde bu tecrübeyi edinmek bize gerçekten çok şey katacaktı. Uykusuzluk, yorgunluk ve soğuk hiç biri önemli değildi, zirve yürüyüşü başlamıştı ve uzun zamandır kurduğumuz bu hayale artık çok yakındık. Gelişim ekibinden Ayşe yürüyüşte bize öncülük ediyordu. Öne geçmek isteyenlerin öne geçmesini söyleyerek zirveye doğru yol almaya başladık. Zirveye doğru yaklaştıkça heyecanımız artıyor ve rota daha zor bir hal alıyordu. Yukarı doğru kar izi açarak yürümeye devam ettik. Bir yerden sonra rotada buzlu bir kısım vardı. Burayı anca ayakkabılarımızla iz açarak geçebilirdik. Eğim fazlaydı ve bir ayağımızla yan basıp diğeriyle iz açmak o eğimde oldukça zorladı beni. Yanımıza aldığımız tulum mat ve çantamızda bu eğimde denge konusunda bize pek yardımcı olmuyordu. İz açmadan önce aşağı kısma bakarak düşmem durumumda nasıl bir yol izleyeceğimi düşündüm alt tarafta yer yer kayalar vardı. Herhangi birimize bir şey olmadan yürüyüşün en zorlu kısmını tamamladık ve zirveye artık çok az kalmıştı. Önden giden eğitmenimiz Şükrü belli bir noktadan sonra dağın arkasında kayboldu ve onu biraz sonra biz izledik. Yukarı çıktığımızda kar manzaralı uludağ ayaklarımızın altındaydı. Yukarı doğru yol aldıkça yüzümde anlamını veremediğim bir gülümseme oluştu. Yeni bir şeyi keşfetmenin verdiği mutluluk yüzlerimizden okunuyordu. Şükrü’nün yanına yürümeye devam ettik. Herkes gelince bölge hakkında bize bilgi verdi. Bölgedeki rotaları bilip bilmediğimizi sorarak, rotaları zirveye yakın bir yerden bize anlattı. Derslerde bahsedilen kornişi de burada canlı olarak görmüş olduk. Zirveye çok az bir yolumuz kalmıştı ve eğitmenlerimiz eşliğinde yürümeye devam ettik.

6
06.55’te zirveye vardık. Zirveye varınca kısa zamandır beraber olduğum bu insanlarla çok güzel şeyler paylaştığımın bir kez daha farkına vardım ve hayatımızdaki en özel anlardan birine hep beraber tanıklık ettik. Faaliyete gelemeyen arkadaşlarımızın da bizimle beraber olamamalarına ayrıca üzüldük.Burada 20 dakika mola vererek sıcak sıvı aldık ve bir şeyler atıştırdık. Faaliyet boyunca ilk defa bu kadar çok susamıştım. Daha sonra Şükrü ve Ayşe’yle beraber zirve hatıra fotoğrafı çekildik.Bize bu güzel duyguyu yaşatan ve bunda emeği olan tüm YTÜDAK ailesine çok teşekkür ederim. Fotoğraflardan sonra iniş yapacağımız bölgeye doğru devam ettik. İniş yapacağımız yer eğimli bir bölgeydi ve buradan kazma yardımıyla geri geri iz açarak inecektik. Ayşe nasıl ineceğimizi göstererek inmeye başlamamızı istedi. İlk olarak Ali ve ben tam taban ayakkabılarımızdan dolayı inmeye karar verdik. Ali kazmayla belli bir yere kadar inişini tamamladıktan sonra ben inmeye başladım. Yeni yağan toz kar kazmanın saplanmasını zorlaştırıyor ve her adımda kar ayağımın altından kayıyordu. Kazmayla inişimi tamamladıktan sonra yürüyerek Ali’nin arkasından Şükrü’nün bulunduğu bölgeye doğru yürümeye başladım. Herkes inişini tamamladıktan sonra kamp alanına doğru yürümeye başladık. Bu da önceden denemediğimiz bir iniş yöntemiydi ve yeri geldiğinde kullanmamız için yeni bir şey öğrenmiştik. Kamp alanına vardığımızda saat 10.00 gösteriyordu. Kısa bir konuşmanın ardında 1,5 saat süre verilerek kamp yüküyle hazır olmamız istendi. Bu süre toplanmamız için oldukça fazlaydı ama ne yazık ki son toplanmaya da geç kalmıştık. Ceza olarak 20 dakika içinde çadırlarımızı tekrar kurmamız, matlar serili şekilde uyku tulumuna girmemiz istendi. Bu süreden daha az bir sürede bu hazırlığı yapabildik ve sonra 15 dakika içinde kamp yüküyle yürüyüşe hazır olmamız söylendi. 1,5 saatte yapamadığımızı 15 dakika içinde yaparak neden geç kaldığımızın cevabını kendi kendimize vermiş olduk. 12.05’te kamp alanından ayrılarak yürümeye başladık ve 13.35’te döneceğimiz otobüse ulaştık. Bu faaliyet bütün bir kış döneminde öğrendiğimiz şeyleri artı ve eksileriyle gördük. Hala gidermemiz gereken çok eksiğimiz var. Potansiyelimizin daha fazla olduğunun hem biz hem eğitmenlerimiz farkında ama artık bunu bir adım daha ileriye taşıyarak daha özverili olmalıyız. O kadar zorluğa rağmen hep daha fazlasını isteyen bu ekibin bir parçası olduğum için çok mutluyum. Nice faaliyetlere hep beraber olmak dileğiyle.

 

Osman Bahadır TORTOP
Başlangıç