Duyurular
Anasayfa » Faaliyet Raporları » 2017 » Parmakkaya Güney Yüzü Klasik (1971 rotası)

Parmakkaya Güney Yüzü Klasik (1971 rotası)

Faaliyet: Parmakkaya Güney Yüzü Klasik ( 1971 rotası)

Tarih: 27 Haziran 2017

Ekip: Şükrü Sarı- Sumru Tamer

Malzemeler: 60 m iki yarım ip, 5-6 sikke, 12-13 ekspres, 5-6 perlon, mikro takoz set, iki çekiç, 6-7 kilitli karabina, ilk yardım çantası, kişisel emniyet malzemeleri.

Bayram tatilinde kafamızda çeşitli tırmanış planları ile Sarımemet’teydik. Şükrü’nün önerisiyle Parmakkaya güney yüzüne girmeye karar verdik.

Sabah 9 civarı Anıl bizi arabayla ormanın girişine kadar bıraktı. Akşampınarı’na uğrayıp tırmanış için 1-2 litre su aldıktan sonra saat 12 civarı rotanın dibine vardık. Şükrü dağa gelmeden ilginç ve elim bir hastalığa yakalanmıştı, düşük irtifada artan ama yükseldikçe azalan bir çeşit grip. Kendini yorgun hissediyordu, bu yüzden bütün ip boylarına benim lider girmeme karar verdik.

Topo

12.40’ta tırmanışa başladık. Birinci ip boyu(V+, 35. metre), mağaramsı büyük oyuğun hemen solundaki yüzeyden başlıyor. Pozitif, bol tutamaklı bir yüzeyden yükseliyor. İlk 10-15 metrede sikke göremediğim için iki küçük kum saatini ara emniyet olarak kullandım. Daha sonra 5-10 metre ara ile sikkeler var, bu sikkeleri takip ederek içinde iki sikkenin olduğu bir oyuğa geldim. Burada tamamen sağa geçiliyor 5-6 metre kadar. İp sürtünmesine dikkat. Zaten yan geçişin hemen sonunda bol perlonlu kum saatine varılıyor. Yani birinci askı istasyona. İlk ip boyu yaklaşık 20 dakika sürdü.

Şükrü de geldikten sonra, benim lider gidebilmem için ipi alt-üst etmemiz gerekti. Fakat ip karışınca zaman kaybetmiş olduk. Daha önceki tırmanışlarda hep her ip boyunda lider ve artçı değiştiği için ipi çevirmemiz hiç gerekmemişti, artçının ipi zaten üstte kaldığı için rotaya lider olarak devam ettiğinde ipte bir problem olmuyordu. Fakat ip boylarında aynı lider devam ediyorsa, ipi karıştırmadan alt-üst edebilmek için baya düzenli toplamak gerekiyormuş, iyi bir tecrübe oldu bana.

2.ip boyuna 1.30 da başladık. Tam tırmanışa başlayacaktım ki, kum saatinin arkasına sıkıştırılmış bir çift güzel mi güzel kata gördüm. Şükrü ile kataları duvarda bırakmaya karar verdik, belki biri rotayı sonra tekrar denemek için bırakmıştı… İkinci ip boyu da (VI-,V+, 45 metre) gayet sağlam ve cepli. Sikkelerin arası bazı yerlerde açık olsa da malzeme atmakla uğraşmaya pek değmedi çünkü tırmanış gerçekten rahat. Bir noktada önünüze iki tane birbirine paralel çatlak hat çıkıyor. Soldakini tercih ettim, rehberde daha sağlam olduğu yazıyordu. Çatlağa girmeden takoz yerleştireyim dedim, fakat elimdeki mikro takozlar biraz küçük kaldı. Vazgeçip kendimi yormamak için devam ettim, zaten 4-5 metre yukarıda sikke varmış. Çatlağın bitişinde 2. İstasyona yani set üzerindeki bol perlonlu kayaya vardım.

2,5. İp boyu (10-15 metre civarı): 3. İp boyuna bulunduğumuz baba istasyondan gidilirse çok fazla sürtünme oluyormuş. Bu yüzden istasyonu yukarıya taşımaya karar verdik. Normalde Tunç Fındık-Aladağlar rehberinde ikinci istasyonun babanın hemen 5 metre üzerinde olduğu yazıyor. Fakat ben sikke göremedim ve devam ettim, sikkesiz ve malzeme atma imkanı olmadan biraz tedirgin bir biçimde, küçük tutamaklarla 10-15 metre devam edince, küçücük bir setin üzerinde iki tane sikkeyi gördüm sonunda. Biraz tedirgin edici olsa da rotanın en zevkli kısmı burasıydı, bunca antrenman burayı tırsmadan geçebilmek içinmiş dedim resmen. Askı istasyondan Şükrü’yü alırken, rotanın kolları en çok şişeren kısmının sürtünen ipi çekmek olduğunu fark ettim. Şükrü ile binbir türlü cambazlık ile istasyona yerleştik. İpi ayaklarımda yığarak olabildiğince düzenli toplamıştım, fakat ipi alt üst ederken yine bir şekilde karıştı, ipi baştan toplayıp düzelttik.

3. İp boyu (VI,VI-, 40 metre civarı) hemen bir yan geçiş ile başlıyor. İstasyondan direkt 4-5metre sola geçiliyor. İstasyonun hemen solundaki küçük derin bir babaya perlon attım, sonrasında solda yukarıda bir oyuk içinder sikke var. Sikkeyi takip edip direkt yukarı tırmanacaktım, fakat Şükrü yukarı değil tam sola geçmem gerektiğini söyledi. Geçeceğim yer diğer yüzde olduğu için görünmüyordu. Sola elimi attım fakat açıkçası pek bir şey yoktu, Şükrüyle ben yukarıya mı gitsem direkt acaba diye bir pazarlık yapmaya çalıştım ama olmadı, sola geçmem gerekiyormuş kesin. Baya tereddüt ederek ayaklarımı sola aldım, içimde bir boşluk ve hisli bir şekilde kendimi sola attım. Şükrü kilidi geçmiş olduğumu söyledi ama bence kilit hemen önümde beni bekleyen kısımdı=) Bir kum saatini under alıp yukarıdaki bir çatlağa girmek gerekiyor. Fakat çatlakta iyi bir el yok, ve duvar azıcık üzerine geldiği için ayak çekerken hafif negatif bir pozisyonda kalıyorsun. Kollarım baya şişmişti bu yüzden eli atsam da elime güvenip ayağı bir türlü çekemedim. Aşağıda çatır çutur sesler çıkaran kum saati de derdime çok derman olmuyordu. Sonuçta birkaç kere ipe oturup kollarımı dinlendirdim. Dinlendikten sonra bu tek hamleyi de yaptım geçtim. Şükrü rotanın devamında çok az emniyet imkanı ve sikke olduğunu söylemişti. Kollarım şişmiş olduğu için, yukarıda malzeme atmaya çalışırken düşer miyim acaba diye düşünerekten gereksiz yere tırstım ve Şükrü’den devam etmesini istedim. İki sikkeden istasyon kurup Şükrü’yü yanıma aldım, Şükrü son onbeş metreyi leadledi, bir mikro takoz ve bir sikke ile son baba istasyona vardı. Arada istasyon kurarak oldukça zaman kaybettirmiş oldum, biraz daha dinlenseymişim gidermişim sanki, çünkü geriye kalan son 15 metre pozitifleşip rahatlıyormuş aslında. Endurans önemli arkadaş. Kilidi geçtikten sonra durmak yok bundan sonra.

Babadan 3- derecelik tırmanışla saat 5’te zirve sırtına/babaya vardık. İğrenç bisküviler yedikten sonra dönüşe geçtik. Şükrü’nün elim hastalığı yükseldikçe geçmişti, indikçe yine nüksetti. İp takılacak mı takılmayacak mı iddiası başlamıştı. Önce 3. baba istasyona, sonra 2. Baba istasyona indik. Burada rota döndüğü ve sivri kayalar olduğu için takılma ihtimali büyüktü fakat takılmadı. 2. Babadan da yere kadar indik. İnerken kataları duvardan alıp, sahibine iletmeye karar verdik. Raporu yazarken öğrendim ki frictionlar Emrah Özbay’a aitlermiş, ve onun anısına zirveye bırakmak için yapılan bir tırmanışta rotayı tamamlamadan geri dönünce ara istasyonda bırakılmışlar. Tırmanışı yapanlara kataları ulaştırma çabamız devam ediyor.  Sonuçta sorunsuz bir şekilde indik. Böylece 3ip boyu x 5TL ‘den hesaplarsak iddiadan baya kârlı çıktım (kayıtlara geçsin) artık daha çok ip boylu rotalara girip daha büyük oynamanın vaktidir. Sonuçta saat 6’da yere ayak bastık. 8’de Sarımemet’te kamptaydık.

Rota üzerinde bir sürü sikke bulunduğu için geleneksel tırmanıştan çok spor tırmanışa daha çok benzeyen bir tırmanıştı. Fakat artık üçüncü ip boyunda omuzların yorulması ve sikkelerin arasının açık olmasından dolayı, her ne kadar malzeme yerleştirmemiş olsam da geleneksel tırmanışınkine benzeyen o keyifli tedirginliği verdi.

 

Şükrü’ye ve Ytüdak’a teşekkürler.

Sumru Tamer

Gelişim