Duyurular
Anasayfa » Faaliyet Raporları » 2018 » Erciyes Dağı Kış Denemesi

Erciyes Dağı Kış Denemesi

Ekip: Mahmut Oflaz, Alican Yalçın

Tarih: 3-4/02/2018

Yer: Erciyes Dağı

Rota: Şeytan Boğazı

Kamp yeri: Çoban İni Mevki

Malzemeler: 2* yürüyüş kramponu, 2*yarı teknik kazma, 2*leash

 

Bu faaliyeti daha önce Ender ve Sumru planlamıştı. Ben ve Alican sonradan katılmıştık ve faaliyeti gerçekleştirdiğimiz tarihten 1 hafta öncesine planlanmıştı ancak yoğun kar yağışı nedeniyle ertelemek zorunda kaldık ve diğer hafta da ikimiz kalmıştık. Alican İzmir’den gelecekti bu yüzden ben İstanbul’dan malzemeleri alacaktım, Kayseri’de buluşacaktık. Ben Erciyes’ten sonra Geyikbayırı’na geçeceğim için çantam hayli ağır olmuştu. Çünkü kullanmadığımız kış tırmanış malzemelerini de almıştım. 

3  Şubat Cumartesi

Kayseri’ye vardığımda saat 6 idi ve normal saate göre 1 saat erken gelmiştim. Çantamı alıp çorba içmeye terminaldeki bir lokantaya geçtim ve burada ki kahvaltının ardından Alican ile haberleşip nerede olduğunu öğrendim. Gelmesine daha 1 saat vardı bol bol çay içip terminalden Erciyes Dağı’nı kestirmeye çalışıyordum. Saat 8′ de Alican da geldi ve servis aracına binip Develi minibüsünün duraklarına gittik.15 dakika burada aracın saatini bekledikten sonra harekete geçtik(yol ücreti 10 lira). Araç bizi Tekir Yaylası’na kadar çıkardı. Yolculuk 45 dakika civarı sürdü, otellerin önünde indik ve dağ evine geçip üzerimizi değiştirdik. Daha sonra jandarmadan izinlerimizi aldıktan sonra telesiyejlere yönelip yukarıdaki dağ evine yükseldik. Hava şimdilik güzeldi. Kraterde ilerlerken zirveden dönen 2 kişi gördük ve sohbet edip rotadaki kar durumu hakkında bilgi aldık. Onlar koşulların iyi olduğunu ancak havanın bu akşamdan sonra bozacağını söylediler. Biz ise dün baktığımız hava durumunun değişmiş olup olmadığını kendi aramızda tartışıp tekrar kontrol ettik ve havanın ciddi anlamda değiştiğini fark ettik. 1 saat yürüdükten sonra nispeten korunaklı olduğunu düşündüğümüz bir yere çadırımızı kurduk ve etrafına kar duvarı ördük. Saat 3 gibi çadıra girip bir şeyler atıştırdık ve biraz kestirdik. Akşam 7 gibi uyanıp dışarı çıktığımda ciddi anlamda rüzgarın arttığını ve havanın soğuduğunu fark ettim. Çadırda faaliyeti tekrar planlayıp sabah 4′ te kalkacağımızı kesinleştirdik, kramponları ayarladık ve bol çay ve sohbetle 10.30′ a kadar film izleyip daha sonra da termosları doldurup saati kurup uyumaya çekildik.

4 Şubat Pazar

Saat 4′ te alarmla uyandık ve biraz bir şeyler yiyip içtik, yaklaşık 1 saat oyalandık ve sonra emniyet kemerlerini giyip zirve çantasını hazırlayıp kramponları takıp rotaya doğru yürüyüşe başladık. Biz ilerlerken 2 kalabalık grubu geçip rotanın başında kısa bir mola verdik. Rotanın girişinde bir grup daha vardı bu grup yavaş hareket edince onları da geçmeye karar verdik ve hızlı şekilde yükselmeye başladık. Kar çok değişkendi ilk başlarda, bazen dizime kadar gömülüyordum bazen kramponun dişleri üzerinde yürüyordum. Rota teknik bir zorluk gerektirmediği için hızlı bir şekilde yükseliyordum ve Alican ile aramda mesafe oluşuyordu.

Rotayı yarıladıktan sonra biraz bekledim ve devamı hakkında bilgi alıp sağlı bir şekilde yükselmeye devam ettim. Kar bu kısımda oldukça sertti. Hava gerçekten bozmaya başlamıştı ve tipi başlıyordu, bu yüzden hızlanarak devam ettim ve nihayet rotayı bitirip sırta ulaşmıştım ki rüzgarın hızından neredeyse düşecektim. Artık önümü görmekte zorluk çekiyorum, çok şiddetli rüzgar vardı ve kar suratımı dövüyordu. Alicanı göremiyordum ve biraz bekledikten sonra benim 20 metre solumda gördüm. Anlaşamıyorduk, birbirimizi duyamıyorduk. Bir süre birbirimizle konuşamayınca yanına gitmeye karar verdim. Ben sırttaki kayalıkların yanına çıktığım için rüzgarda kayalıkların altından geçmekte biraz zorlandık ve biraz uğraşla yanına gittim. Bir süre konuştuktan sonra daha ileri gidemeyeceğimize karar vermiştik. Üzücüydü çünkü neredeyse zirvedeydik. Sırtta biraz yürüdükten sonra zirve yapmış olacaktık ama dönmek daha mantıklıydı çünkü sırtta ayakta durmak bile çok zordu. Bir süredir beklemekten dolayı da üşümeye başlamıştık ve hızlı şekilde aşağıya inmeye başladık. İlk başlarda geri tırmanarak alçaldık. Kar yumuşamaya başlayınca rahatça aşağı indik. Boğazın yarısında diğer ekipleri gördük ve bize yukarının nasıl olduğunu soruyorlardı. Biz onları uyardık ama denemek istediler biz alçalmaya devam edip çadıra ulaştık ve zirve yapamadığımızdan dolayı biraz canımız sıkılmıştı ama benim için bu da yeterliydi ve bana bir şeyler öğretmeye yetmişti. Hava daha da bozacağa benziyordu hemen bir şeyler atıştırıp, toplanıp, inmeye karar verdik ve bir şeyler yiyip içtikten sonra toparlandık. Çadırı toplamak oldukça zor oldu ve çadırı toplarken pollerden birinin kırılmış olduğunu fark ettik. Hiçbir şeyi rüzgara teslim etmeden toparlanabildik ve geri dönüşe başladık. Rüzgar bizi yere yıkıyordu kaç kere yere düştüğümü hatırlamıyorum bile. Dağ evinde durma gibi planımız yoktu ama geçerken içeri girip biraz sığındık ve diğer ekiplerin de döndüğünü gördük. Onlar da dağ evine geliyordu içerde biraz sohbet ettik ve onlar da vazgeçip döndüklerini söylediler. Biraz daha sohbetten sonra oteller bölgesine doğru yürüyüşe devam ettik ama her yer pist olduğu için inerken oldukça eğlendik, düştük, kaydık. Yukarıdaki telesiyejler de kapalıydı, aşağıdaki telesiyejlerden de kapatılma anonsları yapılıyordu. Aşağı ulaştık neyse ki. Bir kafeye oturup yemek yedikten ve üzerimizi değiştirdikten sonra jandarmaya gidip rapor verdik ve orada bıraktığımız kimliği alıp otobüse binip Kayseri’ye döndük. Otobüsüm saat 9’daydı. Alican’ın uçağı ise 11’deydi. Çantaları otobüs şirketine bırakıp Kayseri’yi gezmeye başladık. Alican Kayserili olduğu için nerenin nesi güzel biliyordu ve yemek, tatlı yiyerek zirve yerine teselli ettik kendimizi. Otobüs saatinin gelmesiyle Alican ile vedalaştık ve ben otogara o havaalanına yol aldık. Otogarda da sorun çıktı otobüs garaja girmedi ve beni yol üzerinden aldılar bindiğim araç ise bilet kesilen araç değildi aksiliklerle kendime zorla bir yer bulup Geyikbayırı için Antalya’ya doğru bir yolculuğa daha başladım.

 

Bu tırmanışta bana eşlik ettiği için Alican’a ve bütün bunları mümkün kıldığı için YTÜDAK’a sonsuz teşekkürler.

Tırmanışla kalın…