Duyurular
Anasayfa » Faaliyet Raporları » 2017 » Çınarcık Eğitim Faaliyeti 2017

Çınarcık Eğitim Faaliyeti 2017

Faaliyet: Çınarcık Faaliyeti

Tarih: 15 – 16 – 17 Aralık 2017

Ekip: YTÜDAK 54 kişilik başlangıç grubu, 7 kişilik gelişim grubu ,1 gelişim üstü, 2 eğitmen ve 1 YDK

Yazan: Şennur Parlak

Hava durumu : Ort. En yüksek/En düşük : 12°/6°

 

Hazırlık Süreci

 

Hazırlık sürecinde kendi yaptıklarım ve dikkat ettiklerimin yanı sıra bazı tavsiyelerde bulunarak bu süreci yaşayacak olanlar için daha az sorunla karışalacakları bir faaliyete katkıda bulunmak isterim.Bu nedenle tüm faaliyetin daha rahat ve kolay geçmesi açısından raporun dikkat etmeniz gereken en önemli kısmı burası diyebilirim.

Faaliyet başladığı andan itibaren o an için ne kadar elzem olduğunu unuttuğunuz veya görmezden geldiğiniz bazı şeylerin canınızı sıkması çok olası tıpkı bana olduğu gibi. ☺ Bunu önlemek adına faaliyet tarihi yaklaşırken her şeyi son dakikaya bırakmayıp, eksiklerinizi, çadır grubunuzdaki arkadaşlarınızla paylaşacaklarınızı, yanınıza alacaklarınızı kısaca planınızı bir kenara yazmanızı öneririm.

 

Çoğu kişi Çınarcık Teşvikiye Köyü’nden başlayıp Delmece yaylasında son bulacak olan rotada mesafe ve dolayısı ile süreye takılırken, asıl problemi kaçırabiliyor. Şunu bilmekte fayda var ki dünya üzerinde performans sürekliliği ve dayanıklılığı en fazla olan varlıklar biz insanlarız haliyle mesafeler gerekli tedbirler alındığında gözümüzü korkutmamalı. Yaşadığım deneyimlerden ve gözlemlerimden ileri giderek dikkat edilmesi gerekenleri önemine göre sıralamak gerekirse;

 

 

  • Çantanızın ağırlığı

 

Kendimden ve ekipteki diğer arkadaşlardan gözlemlediğim kadarıyla hepimizin en büyük hatası çantayı yanlış, ağır ve dengesiz bir şekilde hazırlamaktı.

Ballıkayalar’dan sonra gerçekleşen ikinci faaliyet olması nedeni ile hala çadır grubu olmanın ve bunun ne gibi katkıları olduğu üzerine bir bilinç sağlanmamış olması da bu konuda etkili diye düşünüyorum. Şöyle ki; herkes tedarikli olmak adına bir çadırın ihtiyacı olacak ekipman ve yemekleri paylaşmak yerine bir çadırın ihtiyacı olan her şeyi yüklenmeyi tercih etmişti. Oysaki her ne kadar kaliteli bir çantaya sahip olsanız dahi, bilinçsiz bir şekilde doldurulmuş bir çantayla yapılacak bir saatlik yürüyüşün ardından rahatsızlık hissetmeye ve söylenmeye başlıyorsunuz.

 

Genel bir faaliyet için çantamızda olması gerekenleri kategorilere ayırırsak;

 

  • Ekipmanlar

 

Öncelikle bireysel taşınacak ekipmanlar(uyku tulumu, kafa lambası,) bir yana, çadır gruplarının ortak sorumluluğunda olduğu şeyleri çantada bölüştürmek lazım.Tavsiyem; üç kişilik bir çadır için çadırın pollerini birisi, tentesini birisi, ocak ve kartuşu bir diğer kişi taşısın şeklinde olacaktır. Bunu siz ekipteki kişi sayısına göre hesaplayabilirsiniz.

 

 

  • Yedek Kıyafet

 

Sadece iki günlük bir faaliyet olduğu,  Aralık ayına rağmen muhteşem bir hava olduğu ve sadece gece yağış beklendiği için çorap ve buff dışında yedek kıyafet almadım yanıma.

 

 

  • Yiyecek

 

Yine aynı şekilde, hepinizin ortak yiyebileceği neler olduğuna karar verip, yiyeceğiniz öğünlere göre bir hesaplama yaparak ne eksik ne fazla yemek taşımak olacaktır.

 

 

  • Kişisel ihtiyaçlar

 

Kullandığınız ilaçlar,diş macunu, diş fırçası, güneş kremi, dudak ve el kremi vs gibi genel ihtiyaçlar geliyor aklıma. Tüm bu saydığım ihtiyaçları seyahat boy taşımanız sizin adınıza yararlı olacaktır. Çoğu kozmetik ürün satan mağazalarda hazır bir şekilde bulabilirsiniz. Çok anlamsız ve önemsiz görünebilir fakat eksilteceğiniz 100 gr dahi sizin adınıza bir kazanım olacaktır.

 

Çantanızın içerisindekiler dışında üzerinde durmak istediğim bir diğer konu; faaliyete gittiğiniz çantanın sizin için uygun olduğundan ve sizin bedeninize göre ayarlandığından emin olun. Sonradan bunun için ayrı bir zaman ayırmak gerekiyor. Ben faaliyete Deuter’in erkekler için olan Aircontact modeli ile gittim ve daha önce detaylı bir şekilde ayarlamadığım için yürüyüş esnasında çok rahatsız oldum. İlk molada gelişimdeki arkadaşlarla ayarlamaya çalışsak da çantanın erkek modeli olması nedeni ile bana uygun olmadığı ortaya çıktı haliyle yürüyüş benim için daha zorlu hale gelmiş oldu. Çoğu çantada S/L olacak şekilde kadınlar için ayrı modelleri bulunmakta. Ayrıca her çantada çadır ve mat gibi ekipmanları sabitleyeceğiniz perlonlar bulunmakta. Fakat sabitlerken, benim yaptığım gibi çantanın yan kısmına çadırı sabitlememenizi öneririm. ☺ Çantanın daha çok alt orta kısımlarında bulunan perlonlara sabitlemeniz çantanın dengesi açısından daha doğru olacaktır. Deuter marka çanta kullanacaklar için çantanın yan taraflarında bulunan perlonlar çok kısa haliyle mat ve çadır sabitlerken sorun olabiliyor. Faaliyette öğrendiğim diğer bir şey ise uzatma perlonu diye bir şey olduğu ve böyle durumlarda kullanıldığı. ☺

 

Kısacası çantanın denge ve ağırlığına  çok dikkat etmem gerektiğini öğrendiğim bir faaliyet oldu benim adıma. Özellikle ekipmanlarınızı sabitlerken, amacınız sabitleyebilmekten ziyade dengeyi korumak olsun.

 

 

  • Beslenme

 

 

Buradaki beslenmeyi iki farklı şekilde ele almalıyız. Performans esnasında(yürüyüş) ve kamp esnasında. Öncelikle 7,8 saatlik bir yürüyüş yapacağınızı düşünerek verilen molaların biyolojik saatinize uymaması ihtimaline karşın, yanınızda kolay enerji verecek ve performans esnasında kolay sindirebileceğiniz yiyecekler bulunmasında fayda var. Genelde yapılan en büyük hata bir şeyler atıştırmak için tamamıyla acıkmayı beklemektir. Fakat vücut enerji kazanmak içinde enerji harcamak durumundadır. Haliyle fiziksel sorunlar yaşanacağı gibi , motivasyon olarak da düşmenize neden olacaktır ki bu da tüm grubun performansını dolaylı yoldan etkileyen bir durumdur.

Gidiş yolu için; toplamda üç mola verileceğini düşünerek çok gerekli olmayabilir fakat normal şartlarda gece yeme alışkanlığımız olmadığı için daha faaliyet başlar başlamaz acıkmış durumda olma ihtimali olabilir, bu nedenle çantanızın bel kısmında bulunan ceplere veya kıyafetinizde bulunan bir cebe kolay taşınacak atıştırmalıklar yerleştirmenizi öneririm. Atıştırmalıklardan ziyade sandviç gibi daha doyurucu yiyeceklerinizi ise çantanızın üst kısmına koymanız molalarda uğraşmadan ulaşmanızı sağlamak adına yararlı olacaktır.

Dönüş yolu için ise; molasız yürüyeceğinizi düşünerek kesinlikle doyurucu ve enerji verecek atıştırmalıklar taşımalısınız. Ben bir miktar fındık ve üzüm karıştırıp çantanın ön gözüne attım, aynı şekilde Koska’nın küçük tahin ve pekmez karışımı var tek kullanımlık şeklinde onlardan almıştım çok işime yaradı. Enerjimi korumuş oldum en azından.

Kamp alanındaki beslenmeye gelecek olursak, fazla vaktiniz olmayacağını düşünerek hem taşıması kolay, hem kolay pişirilecek hem de doyurucu yemekler yemekte fayda var. Aynı zamanda karbonhidrat ve proteini beraber almaya dikkat etmek gerek. Et yiyecek arkadaşlar için; kavurma , sucuk ve ton balığı bahsettiğim özelliklere sahip protein kaynağı olabilirken, karbonhidratı bulgur ve makarnadan karşılayabilirler. Et yemeyen arkadaşlar için ise kamp alanında konuşurken aklımıza haşlanmış nohut veya mercimek getirilip salça ile ortaya bir şeyler çıkarılabileceği geldi. Her ne kadar konserve tarzı yiyecekler kolaylık sağlasalar da bozuk olup zehirleme olasılığı benim adıma tedirgin edici. Ayrıca sadece kuru beslenmeyip, sıvı bir şeyler içmeye de özen göstermeli (hazır bardak çorbalar olabilir) aksi halde kabızlık durumu söz konusu olabilir.

Beslenme altında su ihtiyacından da bahsetmek isterim. Kamp yapacağımız yerde su kaynağı olduğu için yanıma sadece yürüyüş boyunca içmem gereken suyu aldım. 1 buçuk litrelik bir su benim için yeterli oldu, aynı zamanda gecen termosa sıcak su kaynatıp koymuştum böylece molalarda sıcak çay/kahve içme fırsatım oldu. Hem su ihtiyacımı giderdi, hem de eğitimde söyledikleri gibi ‘Dağcı dışarıdan değil, içeriden ısınır’ pratiği ile ısınmış oldum. ☺ Yine aynı şekilde suyu çantanızda kolay ulaşabileceğiniz bir yere koymanızı öneririm. Çantanı yan cepleri bunun için çok ideal olacaktır. Yürüyüş esnasında sık sık eğitmenler ve gelişim grubundan sıvı almanız gerektiği hatırlatılacaktır, kulak verin aksi halde dehidre olma durumu yaşanabilir.

 

  • Kıyafetler & Yardımcı malzemeler

 

Eğitimlerde de sık sık bahsettikleri üzere pamuklu kıyafetlerden ıslandıkları zaman ısı yalıtımı sağlamamaları ve zor kurudukları için uzak durdum. Gidiş ve dönüş yolunda yağmur yağmamasına rağmen gerek gece yürüyüşünde, gerek kamp alanında bu durumdan ötürü sorun yaşayan arkadaşlar oldu. Nefes alan, rahat bir yağmurluk bu etkinliğin olmazsa olmazı idi. Hava çok soğuk olmadığı için bir içlik üzerine yağmurluk genel anlamda yeterli oldu. Yürüyüşe başlarken hafif üşüyerek başlamak gerekli, aksi halde on dakikadan sonra sıcaktan terlemeye başlayabilirsiniz.

Ayakkabı seçiminiz ise zemini düşünerek kaymanızı önleyecek (özellikle yağmurlu ve karlı dönemlerde zeminin bol çamurlu olduğu göz önünde bulundurularak) tabanı dişli bileklikli bot olmalıdır. Ayrıca yeni aldığınız bir ayakkabı ise, etkinliğe gelmeden önce şehirde denemenizi ve sert tabana alışmanızı öneririm. Ben hem aldığım gibi faaliyette giydiğim için hem de parkurun bol yapraklı olmasından (bu yapraklar hem kaymanızı hem zemini kapattığı için var olan çukurları, taşları görmenizi engelliyor) ötürü gidiş yolunda ayak bileğimi burktum.

Taşıyabileceğiniz en yararlı malzeme elastik bandaj olacaktır. Yanıma basit ilaçlar(ağrı kesiciler ve voltaren, reparil, muscoflex, fastjel vb gibi jeller) ve bandaj gibi basit ilkyardım malzemeleri almadığım için pişman oldum açıkçası. Eğitmen ve gelişim grubundaki arkadaşlar tedarikliler bu konuda ama tabi ulaşım açısından kendi yanınızda olması daha yararlı.

Bana kalacak olursa tozluk sahip olduğumuz hava koşullarını düşününce çok elzem degildi. Yine de kirlenmemek ve ara ara oluşmuş çamurlu zeminlerden geçmek adına rahatlık sağladığı bir gerçek.

Her ne kadar yardımcı malzemeler altında yazdıysam dahi batonlar patika deneyimi olmayan arkadaşlar için can kurtarıcı olabilir. Fakat burada unutulmaması gereken batonların nasıl kullanıldığını da öğrenmek gerektiğidir. Her ne kadar basit birer baston gibi görünseler de kullanmayı bilmedikten sonra boş ağırlıktan başka bir şey ifade etmeyecektir. Daha önceden patika deneyimim olduğu için baton taşımayı tercih etmedim fakat bileğimi sakatladıktan sonra dönüş yolunda eğitmen arkadaşın verdiği batonlar sayesinde devam ettim diyebilirim.

15.12.2017 Cuma

 

Faaliyet için araçlar 22:00’da Yıldız Camii önünden, 22:30’da ise Göztepe’den kalkacak şekilde ayarlanmıştı. Çadır grubundan arkadaşlarım Yıldız camii önünden ben ise Göztepe köprüsünden binmek üzere harekete geçtik. 15 dakikalık bir gecikme ile araç 22:45’te Göztepe köprüsünden harekete geçti. Saat 23.42’yi gösterdiğinde feribota binmiştik. Faaliyetten önce geçmiş yılların raporlarına göz gezdirdiğimden uzun bir yürüyüş olacağını biliyordum yolda uyumak istedim fakat şoför otobüs ışıklarını kapatmamakta ısrarcı davrandığından feribot haricinde uyuyabileceğim bir fırsat olmadı. ☺

 

16.12.2017 Cumartesi

 

01:54’te Çınarcık Teşvikiye köyünde toplanma noktamız olan köy mezarlığına varmış durumdaydık.Öncelikle kulüpten çadır ve ocak alacaklar malzemeleri teslim aldı, sonrasında ise tozluğu olmayan arkadaşlar jumbo boy çöp poşetleri ile kendilerine tozluk hazırladılar.  Çadır grubundan arkadaşlarımı da bulup yürüyüş boyunca önlü arkalı olacak şekilde yürümeye gayret ettik. 02.30’da (tek sıra düzenine biraz geç kaldık) eğitmenlerimiz tarafından yürüyüş kuralları ve gerekli uyarılar hatırlatılarak  yürüyüşe başladık. Bulunduğumuz noktadan yaklaşık 2,5 km kadar kafa lambalarımız kapalı olacak şekilde asfalttan devam ettikten sonra patikaya gireceğimiz noktada on dakika kadar mola verdik. Bu mola esnasında dengesiz ayarladığım çantam bu kadar kısa sürede rahatsızlık vermeye başlayınca  eğitmenler ve gelişimdeki arkadaşların yardımı ile çadır ve matı çanta üzerine yeniden sabitledik. Saatler 03:03’ü gösterdiğinde asfalt yoldan çıkıp tırmanışa geçtiğimiz patika yola girmiş olduk. Bir daha ki molaya kadar rotanın bu kısmı genel olarak dar su kanalları, keçi yolları gibi dar patikalardan oluşuyordu. Kafa lambaları ve fenerler kapalı olduğu için yol boyunca dallar ve dikenli bitkilere, özellikle kafa hizasına gelenlere dikkat etmekte fayda var. Bu anlamda dalları tutarak yavaşlatmak, veya arkadaki kişinin dikkat etmesi için uyarıda bulunmak gerekebilir. Yürüyüş boyunca kurallar gereği konuşma olmuyor fakat bu gibi durumlarda sessizce dikkat çekilebilir diye düşünüyorum. 05:20’de 20 dakikalık ikinci mola verildi. Burada gerçekten acıktığımızı farkedip, daha önceden anlaşıp hazırladığımız sandviçlerimizle beraber ısıtıp termosa koyduğumuz su ile hazırladığımız çaylarımızdan içtik.05:40’ta tekrardan yürüyüş durumuna geçtik ve kendimle savaşım başlamış oldu. Bir insanın yürürken de uykusunun gelebildiğini ve yer yer uyuyarak yürüyebileceğini ilk kez deneyimlemiş oldum. ☺

Erikli yaylasına önce Tabiat Parkı’na girmeden verdiğimiz molaya kadar olan bu kısım daha az eğimli ve ormanın daha iç kısımlarında tamamen su kanallarını andıran yollardan oluşuyordu. 07:20’de Çifte Şelaleler tabiat parkı yakınlarında 15 dakika kadar yeni bir mola verildi. Bu Havanın hala aydınlanmadığını belirtmek isterim.Burada yine sıcak bir şeyler içmeye dikkat ettik, ki sanırım termosun kalitesi bu anlamda çok önemli. Hava ne kadar iyi olursa olsun, sıcak bir şeyler içmek çok iyi geliyordu bu nedenden ötürü yanınızda taşıyacağınız termos uzun süreler boyunca suyu sıcak tutabilmeli. Tabiat parkına girip biraz ilerledikten sonra sanırım parkurun en zor , eğimi ve tırmanışı en fazla olan kısmına girdik. Parkurun bu kısmında bir yerlerde ayak bileğimi burktum ve o şekilde devam etmek durumunda kaldım. Bu kısımda baton veya bulduğunuz uzun sopaları kullanmak tırmanışı kolaylaştıracaktır.

Saat 08:50’yi gösterirken son bir 15 dakikalık mola verildi böylece hava aydınlıkken ilk molamızı vermiş olduk. Mola bitiminden yaklaşık 10 dakika kadar sonra asfalt yola çıkmış bulunuyorduk. Bu noktadan Delmece yaylası’na kadar asfalt üzerinden tatlı bir eğimle devam ettik ve nihayet 10:45’te kamp atacağımız yere varmış olduk. Delmece yaylası adından da tahmin edileceği gibi dümdüz, çok geniş bir arazi. Tepede yer aldığından ötürü de epey rüzgar alıyor. Çevresinde bir kaç tane tesis ve kullanabileceğimiz su kaynağı(çeşme) bulunmakta. Burada hoşumuza gitmeyen tek şey tuvalet alanı idi. Ağaç ve çalılar yaylanın uzağında bulunup, çalılıklar ile yayla arasında üzerinden atlamak durumunda kaldığımız sazlık bir bölge yer almaktaydı. Mevsimden ötürü ağaçlar çıplak olduğundan gündüz uygun bir yer, gece ise sazlık alana girme telaşını yaşadık.Yine de neyse ki suya giren olmadı iki gün boyunca.

Yaklaşık 15 dakikalık bir ihtiyaç molasının ardından, başka bir eğitime başladık. Öncelikle çadır kurma/toplama,çanta yerleştirme sonrasında ise ocak ve jetboil eğitimleri 11:45’e kadar devam etti. Eğitimin sonunda çadırların grid düzende kurulması istendi , 12:25’e kadar devam etti.

 

 

Çadırlar kurulduktan sonra saat 17:00’da düğüm eğitimi için tek sıra halinde hazır olmamız istendi. O vakte kadar ise serbest zaman tanındı. Sıcak birer çorba içip, kuruyemiş, bisküvi tarzında bir şeyler atıştırdıktan sonra bir önce uyumak istedik. 

 

Hareket halindeyken bileğimdeki ağrıyı çok hissetmedim fakat kalktığımda ağrının yanında şişlikte farkettim. Gelişimdeki arkadaşlara durumu anlattıktan sonra ağrı kesici Muscoflex jel sürüp, elastik bandaj ile sarmama yardımcı olarak müdahale ettiler.  6’lı gruplar halinde saat 18:50’ye kadar düğüm adlarını ve ne için kullanıldıklarını anlatan bir eğitim aldık. Eğitimin sonunda saat 20:00’daki düğüm sınavına kadar serbest zaman tanındı ve herkes yemek yemek için hazırlıklara girişti. Yemekte hazır bardak çorbalardan içtik ve noodle haşladık. Hava iyice esmeye başladığı için düğüm sınavını çadırlar içerisinde gerçekleştirdik ve tek tek düğüm isimleri ve ne işe yaradıkları soruldu. Sınavlar 21:40’da son bulurken 22:00 mutlak sessizlik olarak belirlendi. Çadır grubumdakilerle gece ihtiyaç olur diye su ısıttıktan hemen sonra tulumlarımıza girip uyuduk.

 

17.12.2017 Pazar

 

01:30 ‘da gece yürüyüşü için eğitmenler tarafından 15 dakika içerisinde çadır hariç tüm kamp yükü ile hazır olunması anons edildi. Biz uyuduktan hemen sonra yağan yağmur devam ediyordu. Bileğimdeki ağrı hala devam ettiği için dönüş yolunu yürüyebilmem adına gece yürüyüşünden muaf oldum. Eğitmenler ve gelişimdeki arkadaşlar durumumla ilgilenip soğutucu ve jel uyguladılar tekrardan. Aynı zamanda pamuklu kıyafet giyen bir kaç arkadaşta aynı şekilde kampta kaldılar. Gece yürüyüş için tek sıra haline geçmek tahmin edilenden biraz daha uzun sürerek 02:15’te başladı. Yürüyüşe katılamayanlar olarak, yürüyüşten dönecek arkadaşlara sıcak su kaynatıp termoslara doldurduk. 04:20 civarında yürüyüşten dönüldü ve saat 08:00’da çadırda dahil tüm kamp yüküyle hazır olunması gerektiği anons edildi. Çadır gurubumdaki arkadaşlar sıcak bir şeyler içmek istediler, termostaki sıcak suyu kullanarak çorba yaptılar. Ben de o esnada sabah için tekrardan su ısıttım. Saat 05:00’te alarmları 07:00ye kurarak tekrardan uyuduk.

Sabah alarmla beraber uyanarak, tüm eşyaları topladıktan sonra yeterli olmasa da bir şeyler atıştıracak vakit bulabildik. Kısa sürede hem tok tutacak hem de enerji vereceğini düşündüğüm muzu tükettim. Dönüş yolunda yaklaşık 6 saat kadar molasız yürüme göz önüne alınarak sabah yetersiz beslenmek yapılacak en büyük hatalardan biriydi. Saat 08:00’da tek sıra halinde olundu. Daha sonra eğitimin bir parçası olan çadır toplama/kurma eğitimi oldu. Her defasında grupça ayrı ayrı çadır kurma ve toplama için hedef bir süre belirleyerek hedefi tutturmaya çalıştık ve toplamda 5 kez kurup kaldırmış olduk. Genel mıntıka temizliğinin ardından saat 10:45’te tek sıra halinde geldiğimiz rota üzerinden dönüş yoluna geçtik.Eğitmenler ve gelişimdeki arkadaşlar benim gibi batona ihtiyacı olan arkadaşlara kendi batonlarını paylaştırdılar.

Tırmanışı, eğimi bol parkurlar için dönüş yolu her zaman daha zordur. Her ne kadar inmek daha kolay gibi görünse de hem fizyolojik açıdan dizlere daha fazla yük bindirmesi hem de zeminin kayması ve sakatlığa müsade etmesi açısından öyle değildir. Bunun yanı sıra molasız devam etmek hem kalori ve dolayısıyla enerji  kaybına hem de zihinsel olarak düşüşe sebebiyet vermektedir. Sabah kahvaltısını bizim gibi iyi yapmayan ve çantasının uzanıp alabileceği kısımlarında  veya cebinde enerji verecek atıştırmalık bulundurmayan arkadaşlar epey zorlandılar. Toplamda iki defa su molası verildi fakat eğitmenler ve gelişimdeki arkadaşlar tarafından “çanta indirmek yok” uyarısı yapıldığından kimisi suyunu ve atıştırmalıklarını çantanın içine koyduğundan indiremedikleri için tedarik edemediler. O nedenle içilecek suyu ve atıştırmalıkları yakında bulundurmakta fayda var. Yürüyün ilk kısımları epey hızlı geçmesine rağmen sonlara doğru herkesin enerjisi düştüğü için oldukça yavaşladık. Özellikle 2,5 km’lik son asfalta girdiğimizde arkada kalan arkadaşlar ile mesafemizi koruyabilmek adına yürüyüşe önderlik eden gelişimdeki arkadaş tarafından o kadar yavaşlatıldık ki yürüyüşün en zor kısmı oldu benim için. Bir adım dahi atmak istemediğim, motivasyonumu kaybettiğim anlar oldu bu kısımda.

 

 

Ve nihayet saat 16:30 da köy kahvesinin yer aldığı meydana varabildik. Hızlıca ihtiyaçlarımızı karşılayacağımız 15 dakikalık bir molanın ardından tekrardan aynı alanda etkinliği değerlendirmek üzere toplandık.Eğitmenler tarafından genel anlamda verilen sürelere uyulmadığı ile ilgili eleştiriler aldık (özellikle gece yürüyüşü hazırlık süreci belirtildi.). Bunun dışında grup içerisinde yeteri kadar yardımlaşma olmadığı, bazı kişilerin süreler konusunda gayet rahat davrandığı ve hazırlık sürecisinde yapılan hatalarla ilgili(kıyafet gibi) geri dönüşler sağladık. Aynı şekilde dönüş yolunda uygulanan molasız yürüme kararı ve “çanta indirme yok “ durumu bazı kişiler tarafından gündeme getirilip tartışıldı. Nihayetinde, çanta indirme durumunun yanlış anlaşıldığı, böyle söylenerek esasen kişilerin yayılması istenmediğinin amaçlandığı ortaya çıkmıştır. İsteyen kişilerin hali hazırda çantalarını indirdiği ve içlerinden bir şeyler almalarına eğitmenlerin itiraz etmediği de belirtildi. Saat 17:30’da ihtiyaç verilerek, köy kahvesinde toplu bir şekilde çay içildi ve 18:00’da otobüslerle dönüş yoluna geçildi.

 

ÇINARCIK EĞİTİM FAALİYET 2017

Tarih: 16-17 Aralık 2017
Yer: Delmece Yaylası, Çınarcık, Yalova
Ekip: 54 Başlangıç/ 7 gelişim / 1 gelişim üstü / 2 eğitmen / 1 YDK
Yazan: Kıvanç KALABA / Başlangıç

 

Faaliyet öncesi:

Çınarcık eğitim faaliyetine katılmaya karar verdiğimde oldukça endişeliydim. İş yoğunluğu yüzünden uzun zamandır yürüyüş ve spor yapmamıştım. Son derece formsuz olduğumu biliyordum. Faaliyete kadar ki 8 günlük süre içinde ufak bir antrenman programı belirledim.  Her gün 1,5 saat özellikle yokuşlu yollarda yürüyüş ve mümkün olduğunca kardio antrenmanı yapmaya çalıştım. Faaliyetten 4 gün önce ise çantamı kamp yüküyle doldurup 3 saatlik bir dayanıklılık antrenmanı yaptım. Özellikle çanta ile yaptığım yürüyüş benim için çok faydalı oldu. Çanta yeniydi ve daha önce ciddi bir faaliyette kullanmamıştım. Sırt sistemini ayarladığımı sandığım halde, uzun yürüyüşte rahatsız etmeye başladı. Farklı ayarlar deneyerek en rahat ve doğru halini buldum.

Faaliyetten  bir iki gün önce çadır partnerim Şükrü ile buluşup ufak bir toplantı yaptık. Şükrü daha önceden sevdiğim ve tanıdığım bir arkadaşımdı ama daha önce hiç aynı çadır grubunda olmamıştık. Bu yüzden kendi aramızdaki görev dağılımını, olası gerginliklerde nasıl hareket edeceğimizi konuştuk. Ardından da daha önceki yılların faaliyet raporlarını okuyup çıkarttığımız notları paylaştık.

Toplantı sonunda bizi bekleyen uzun ve kısmen zorlu yürüyüş için mümkün olduğunca hafif çantalar hazırlamaya, baton kullanmaya, malzeme ve yemek listemize karar verdik. İkimiz de biraz obur olduğumuz için ne aç kalmak ne de fazla yiyecek taşımak istemiyorduk. Sanırım en çok öğün hesapları ve yemekler konusuna özen gösterdik.

15 Aralık Cuma akşamı saat 21:30 da Yıldız Camisi önüne geldik, çantalarımızı yerleştirdik ve 22:15 de yola çıktık. Göztepe köprüsünden diğer arkadaşlarımızı da alıp arabalı vapura devam ettik. Akşam yemek yemediğim için vapurda iki tost yedim ve yolun kalanında uyumayı planladım. ( Tabi ki uyumadım )

Teşvikiye köyü girişinde jandarmaya isim listesi ve kamp yeri hakkında bilgiler iletildi. Kısa bir süre daha ilerleyip otobüsten indik. Yürüyüş hazırlıklarını yapmamız için 15-20 dk süre verildi. Tozluklarımı takıp beremi giydikten sonra yürüyüş sırasında üstüme ne giyeceğim konusunda kararsız kaldım. Hava son derece güzeldi (14 derece ) ve terlemek istemiyordum. Hemen eğitmenlere ve gelişim grubu üyelerine baktım. Kimisi sadece T-shirt ile kimisi de içlik ile hazırlanmıştı. Ben de içlikle yürümeye karar verdim ve ince bir rüzgarlığı çantamın en kolay ulaşabileceğim yerine koydum. Yürüyüş sırasındaki mesafeyi – rotayı ve yükseklik profilini merak ettiğim için telefonumun GPS programını açtım ve onu da çantamın şapka bölümüne yerleştirdim.

 

Faaliyet 1. 2. Gün:

16 Aralık Cumartesi günü saat 02:30 da , deniz seviyesinden 37m yükseklikte kafa lambalarımızı söndürerek yürüyüşe başladık. Asfalt yoldan tempolu bir şekilde ilerledik ve patikadan tırmanmaya başlayacağımız alanda kısa bir hazırlık ve son ayar molası verdik. Eğitmenler fazla kalın giyinenleri uyardı ve batonlarımızın boyunu tırmanış için kısaltmamızı önerdiler. Tozluğunu giymemiş olan ya da çöp poşetinden tozluk yapmamış olanlar da bu sırada son hazırlıklarını tamamladılar.

10 dk’lık molanın ardından, yaklaşık %45 eğimli patikayı çıkmaya başladık.  Bir süre sonra hem antrenmanların yetmediğini anladım hem de karanlığın etkisiyle biraz panikleyip durdum. Dar kanalda öne geçmem mümkün değildi.  Benim arkamdakilere yol verdim ve gelişim grubundan arkadaşlar hemen yanıma gelip durumumu kontrol ettiler. Sakinleştikten ve nefesim normale döndükten sonra öndeki grubun arkasından yürümeye devam ettik. Bir süre sonra da onlara yetiştik ve yolun devamı için sıranın ön taraflarına geçtim.

Eğitmenler tüm molalarda bol sıvı almamızı öneriyordu. Yola çıkmadan önce termosumuza sıcak su koymuştuk ama havanın güzel olması nedeniyle sıcak sıvı yerine ortam ısısındaki sulardan içmeyi tercih ettim. Yine molalarda çantamdaki rüzgarlığı giyiyor, yürüyüşe devam etmeden önce çıkartıyordum. Bu şekilde yol boyunca hiç üşümeden ya da aşırı terlemeden yürüyüşe devam ettim.

Yürüyüş sırasında zaman zaman sık ve dikenli çalıların olduğu yerlerden geçerken kafa lambalarımızı yakmamıza izin verildi. Bu sırada ne kadar dikkat etsem de kıyafetlerim ve çantam dikenlere takılıyordu. İçimden, bakalım bu RIP STOP kumaş ne kadar işe yarar diyip gülüyordum.

Molada kıyafetlerimi kontrol ettiğimde herhangi bir yırtık yoktu. Sadece bir diken kolumu biraz kanatmıştı. Gelişim grubundan yardım istemek yerine çantamdaki kişisel ve küçük ilk yardım çantasından baticon ve yara bandı çıkartıp hemen yarayı kapattım. Böylece lavaşa sarılı ton balıklı dürümümü yiyebilecek vaktim oldu. Molalar sırasında sıvı almanın yanında önceden hazırladığımız dürümler ve şekerler çok güzel enerji verdi.

Erikli yaylası girişine geldiğimiz zaman gün ağarmıştı ve etrafımı daha iyi görebilmek benim için motivasyon oldu. Yola devam ederek Delmece yaylasına çıkan tepeleri tırmanmaya başladık.  

Tekrar asfalt yola çıktık ve son molamızı verip 45 dk yürüyerek kamp alanına geldik. Bu bölgeyi daha önceden bildiğim için yapılaşma ve etraftaki değişim beni üzdü. Her ne kadar temiz enerji kaynağı rüzgar gülleri yapılıyor olsa da, beraberinde betonlaşmayı ve inşaat süresince her türlü zararı veriyordu.

Nihayet 10:30 da kamp alanına vardığımızda 5 mola vermiş, 7 saat 50 dakikada 13 km yol yürümüş ve 37 metreden 733 metreye çıkmıştık.

 

Su kaynağı ve tuvalet alanı gösterildikten sonra eğitim için toplandık. (Maalesef tuvalet alanına gidip dönmek 7-8 dakika sürüyordu ve eğitim için sıraya geç kalmalarda önemli bir faktör oldu. Su kaynağı ise benim için sorun teşkil edecek durumda değildi fakat çok titiz olanlar tülbent ya da su filtresi kullanmayı tercih edebilirler.)

Eğitime başlarken daire oluşturup oturduk. Önce çadır kurma eğitimi verildi ardından da kamp ocaklarının kullanımı gösterildi. Sırayla gaz ocağı – jetboil ve benzin ocağını gördük. Yorgunluk ve uykusuzluk nedeniyle uyuklamaya başlayan arkadaşları aralarda dürtükleyip eğitimi bitirdik.

Saat 11:50 de çadırları grid düzeninde kurmaya başladık ve organize olmakta epey zorlanarak saat 12:30 da bitirebildik. Rüzgar dayanımı zayıf ve kısmen eski çadırları içlere, 4 ve beş mevsim çadırları gridin dışlarına kurduk fakat çadırların kapılarını rüzgar yönüne doğru vermememiz gerektiğini daha sonra öğrendik . Özellikle karlı alanlarda, rüzgarla uçuşan karların bu kapılarda birikip  kapatabileceğini ve kullanımını zorlaştıracağı açıklandı.

Kamp alanının kurulmasından sonra saat 17:00 a kadar serbest zaman verildi.

Sularımızı doldurup kalan dürümlerimizi ve hazır makarnamızı yedik.  Ardından da benim gibi Amatör telsiz operatörü olan çadır arkadaşımla, eğitmenlerden izin alarak telsiz menzilini ve ulaşabildiğimiz noktaları test ettik. İstanbul Anarad rölesi üzerinden şişlide bulunan evime ulaşmayı başardım.

Kalan zamanımızı dinlenerek geçirdik ve saat 17:00 da tek sıra olup gruplara ayrılarak düğün eğitimi aldık. Sekizli, tam kazık, yarım kazık, balıkçı, prusik ve perlon düğümlerini öğrendik.

18:30 – 20:00 arası yine serbest zamanımız oldu ve keyifli bir akşam yemeği yedik. Hazırlaması biraz zahmetliydi ama sevdiğimiz güzel şeyleri yemek hem moral hem de enerji verdi.

 

 

Serbest zamanın ardından çadırlarda toplandık ve düğüm sınavı yapıldı. Sınav sırasında hem düğümleri atıyor hem de kullanım amaçlarını ve işlevlerini anlatıyorduk.

Mutlak sessizlik saati 22:00 olarak bildirildi ve biz de çadır arkadaşımla birlikte tüm dağınıklığımızı toplamaya başladık.

 

 

Daha önceki faaliyet raporlarından okuduğumuz kadarıyla gece yürüyüşüne kaldırılacağımızı biliyorduk. Hazırlıklarımızı yapıp çadıra girdik. Bir süre sonra ciddi bir sağanak yağmur başladı. Hem uyumaya çalışıyordum hem de şiddetli yağmur yüzünden belki gece yürüyüşüne kalkmayız diyordum ki, saat 01:30 da “Başlangıç grubu 15 dk içinde tek sıra” sesiyle fırladık.

O kadar toplanıp hazırlanmıştık fakat bagaj bölümündeki çantalardan birini, yağmurluğunu takmadan ve poşetlemeden koyduğumuz için yerden su almıştı. Çantanın içi sırılsıklamdı. İki çantayı da boşaltıp sudan etkilenecek ve etkilenmeyecek malzemeleri tekrar yerleştirdik. Tabi tüm arkadaşlar gibi biz de sıraya geç kaldık.  Sanırım Çınarcık faaliyetlerinin hava durumu konusunda en şanslı ekibi bizdik çünkü sıraya geçtiğimizde yağmur durmuştu.

Eğitmenimizden, yardımlaşmadığımız ve umursamazlığımız nedeniyle gerekli sitemleri aldık ve 30 dk gecikmeli olarak yürüyüşe başladık. Yaklaşık 10 arkadaşlarımız rahatsızlık ve malzeme sorunları nedeniyle kampta kalıp sıcak su hazırlayacaktı.  

2 Saatlik gece yürüyüşü sırasında lambalarımız kapalıydı ve önümde yürüyen kişinin siyah giymesi nedeniyle hem onu hem de adımlarını görmekte zorlanıyordum. Sıranın önüne geçtim ve gri tozlukları- mavi çanta yağmurluğu ile daha rahat takip edebildiğim gelişim grubu arkadaşımızın  peşinde yürümeye devam ettim. Saat 04:20 de mola vermeden kampa döndük ve hemen çadıra girip uyumaya başladık.

Uykumu alamamış olsam da saat 07:15’de kalkıp güzel bir kahvaltı hazırladım. Çadır arkadaşım da o sırada çantaları tekrar düzenledi ve tulumlarımızı kaldırdı.

15 dk gecikme ile 08:15 de sıraya girdik. Önce fırtınalı havada çadır kurma eğitimi verildi ve ardından çadırlarımızı söküp tekrar kurmaya başladık. Hem farklı grid düzeni istendiği hem de rüzgar şiddetlendiği için istediğimiz sürelere uyamadık. Sanırım beşinci kez çadırları kurduktan sonra onay aldık. Son hazırlıklarımızı ve mıntıka temizliğini yaptık  fakat yürüyüşe hazır olmamız için verilen süreyi ciddi ölçüde aştık. Eğitmenimiz Hakan bu gecikmelerin bir bedeli olacağını hatırlattı.

 

 

Saat 11:00 de dönüş için yürüyüşe başladık. Çıkışta olduğu gibi inişte de batonlarımın boyunu ayarladım ve büyük faydasını gördüm. Defalarca kayıp düşmekten kurtuldum.

Hiç mola vermeden yürüyüşü tamamladık fakat aralardaki küçük duraklamalarda bol su içmeye ve tatlı bir şeyler atıştırmaya özen gösterdim.

Saat 16:30 da Teşvikiye köyüne vardık ve faaliyet toplantısını gerçekleştirdik.  En çok lambasız gece yürüyüşü ve molasız dönüş konuları gündeme geldi.

 

Eğitmenlerden gerekli açıklamalar yapıldıktan sonra ise;  gecikmelerimiz, yardımlaşmamamız ve lakayt hareketlerimiz nedeniyle faaliyete katılan tüm başlangıç grubuna uyarı cezası verildi. Kulüpten aldığı malzemeyi faaliyete getirmeyi unutan bir arkadaşımızın ek uyarı almasından sonra kısa bir serbest zaman içinde ihtiyaçlarımızı karşıladık. Köydeki bakkaldan alışveriş yaptık, Kahvede bolca çay içtik ve otobüslere binip İstanbul’a hareket ettik.

Yolda jandarma kimlik kontrolü yaptı ve kimlikleri çantasında olan arkadaşlar inip bagajdaki çantalarını bulmaya gidecekti ki,kimlik numaralarını söyleyip bu zor işten kurtuldular. Benim kimliğim yanımdaydı ama bundan sonraki faaliyetlerde bagaja koyduğum çantam yerine cebimde taşımaya karar verdim.

Saat 22:00 da Yıldız camisi önünde her yanım ağarırken mutlu bir şekilde otobüsten indim. Endişelendiğim bir faaliyeti tamamlamış ve bundan sonraki faaliyetler için kendime güvenim artmıştı.