İtoturumu Kulesi – Kuzeybatı Kulvarı ve Kuzeybatı Yüzü Rotası Tırmanış Rotası
Tarih: 23 Ağustos 2026
Ekip: Fatma Avcı, Özgür Osman Taşkınsoy, Sude Gügercinoğlu, Gökdeniz Güner, Yusuf Talha Tekerek, Ege Kurt, Güz Başarslan
Yazan: Güz Başarslan
Malzemeler : 2 Yarım ip çifti (60m), cam ve takoz setleri, 8 Ekspres, kişisel teknik malzemeler, 10 kilitli karabina, 5 sikke, farklı boylarda dyneema ve bırakma perlonları, ilkyardım çantası.
22 Ağustos
3 ve 4 kişilik 2 ekip olarak sırayla Cımbar 101 rotasına girip Arpalığa geçtik, güzel bir akşam yemeğinden sonra saat 7de yola çıkmak üzere malzemeleri hazırlayıp uyumaya geçtik.
23 Ağustos
06.10’da kalkıp kahvaltı yapıp 6.50’de yola koyulduk, kamp alanından İtoturumu’nun tamamı gözükmese de birkaç tepeyi aştıktan sonra kulvar kestirilebilmeye başlıyor. Kulvarın asıl başlangıcı, yaklaşım yapılan tepelerden aşağıda kaldığı için bir noktada sollu ilerleyip kaya dibinden kulvarın içine girdik.



7.30’da kulvarda yükselmeye başladık. Kulvar yer yer yürüyüş, yer yer scrambling şeklinde ilerliyor. Çok fazla oynak kaya olduğu için taş düşürmemeye ekstra özen göstermekte fayda var.

Kulvar bir noktada kocaman bir kayanın sıkışıp oluşturduğu mağara ile bitiyor. Burası rotanın ip açılan kısmı. Kitapta bu noktada sağ ve sol olacak şekilde iki seçenek olsa da diğer ekiplerin tecrübelerinden dolayı sol tarafı (kitapta kolay ama uzun olarak geçen seçenek) hiç değerlendirmeyip faaliyet öncesinde planladığımız gibi sağ taraftan (kısa ama zor seçenek) çıktık. İp açılan yeri Sude lider olarak çıktıktan sonra ipli kısmın kısalığından faydalanarak, kalan altımız sırayla iplere alpin kelebek atarak emniyete girip tırmandık. Sude etabın 1.5-2. metresindeki var olan sikkeyi kullandı ve bunun dışında birkaç malzeme atarak etabı bitirdi. Sude, çıktığı soldan sağa uzanan, çok geniş olmayan çimenli sette soldaki babayı ve çatlakları kullanarak istasyon kurdu.



Hepimiz sete vardığımızda sağımızda kalan çok uzun ya da zor olmayan etabı tırmanmaya başladık. Yolda solda daha kolay alternatifi olmasına rağmen bunu fark etmeyip biraz daha zorlayıcı bir kısma geldim, Gökdeniz, Sude ve Ege hemen arkamda oldukları için onlar da benimle aynı yere geldiler, bu sırada Özgür, Fatma ve Yusuf girdiğim yerin solunda kalan perlon dolanmış kum saatini görüp, kum saatinin olduğu daha kolay yerden tırmandılar. Girdiğim yerde bir baba bulup risk almamak adına Gökdeniz, Sude ve Egenin emniyetini aldım. Çok geçmeden son tırmanışa göre genişçe bir yere geldik, burda yine sol ve sağ seçenekleri var, biz yine önceden kararlaştırdığımız şekilde sağdan ilerleyip bir kayanın etrafında boşluklu yan geçişi yaptık.




Yan geçişten hemen sonra çok kolay tırmanış ile saat 10.56’da zirveye vardık.

Zirvede 15 dakika mola verdikten sonra yukardan perlonunu gördüğümüz zirvenin güneye bakan tarafındaki ilk iniş istasyondan sude ilk ip inişini yaptı.


Rotanın inişi sıkıntılı olabildiği için inişe çok çalışmıştık, hedefimiz itoturumu klasik rotasını (Tunç Fındık’ın Aladağlar kitabındaki 4.5 numaralı rota.) tersten gitmekti. ilk ip inişini yaptığımız yer klasik rotasının son tırmanışı, bu yüzden dağdan dışarı değil, duvara bakarken sağlı şekilde indik. Kuru ağacın yanına kadar tek ip inişiyle geldik, ağacın arkasındaki pencereden geçip kolay yerlerden biraz aşağıya ilerleyince Türk kulvarına bağlanan kuzeydoğu belini ve bele iniş yapacağımız, perlon dolanmış bir baba gördük. İkinci inişin çok kısa olması sebebiyle yarım iplerden 1 tanesi ile iniş yaptık.



12.30’da herkesin bele varmasıyla Arpalık’a doğru Türk kulvarı üzerinden inmeye başlıyoruz, kulvar boyunca yer yer çok kolay downclimb olsa da genellikle dik çarşakta iniş gibi ilerliyor. Kulvarın sonlarına doğru yolu uzatmamak adına sağa doğru geçip geldiğimiz gibi yine kaya dibinden ilerleyerek Arpalık’a ulaştık.
İniş için detaylı anlatımlı videolar:
Pencereden ilk ip inişine bakış.
Pencere sonrası bele iniş perlonları.
Bu faaliyette ve sonrasındaki altı gün boyunca yeri geldiğinde annelik, yeri geldiğinde babalık yapan Ege Kurt başta olmak üzere tırmanışı keyifli yapan partnerlerime ve bu faaliyeti mümkün kılan tüm YTÜDAK’a teşekkür ederim.




